109 yıl önce, 20 Ekim 1917’de Lenin, Vyborg’dan Petrograd’a gizlice döndü.
Lenin, Eino Rahja’nın eşliğinde banliyö treniyle Rayvola istasyonuna gitti. Burada, makinist G. Yalava’nın kullandığı 293 numaralı lokomotife binerek Udelnaya istasyonuna ulaştı. Ardından Petrograd’ın Vyborgski semtinde bulunan M. V. Fofanova’nın evine geçti.
Lenin, 24 Ekim akşamına (6 Kasım) kadar, Smolni’ye geçene dek bu evde kaldı. Bu süre boyunca sıkı gizlilik önlemleri uygulandı. Lenin’i yalnızca çok sınırlı sayıda kişi ziyaret edebiliyordu: Nadejda Krupskaya, Maria Ulyanova, Josef Stalin ve Eino Rahja. Evin sahibi Fofanova ise Petrograd’da yayımlanan gazete ve dergileri her gün Lenin’e ulaştırıyordu.
Petrograd’a dönen Lenin, yaklaşan ayaklanmanın hazırlıklarını doğrudan yönetmeye başladı.
A. V. Şotman, o günleri şu sözlerle anlatıyordu:
“Bu andan itibaren, Vladimir İlyiç’e danışılmadan Merkez Komitesinde az çok önemli hiçbir mesele karara bağlanmıyordu.”
kanziler yorumlara doluşmuşlar body shaming yapıyormuşum gibi algılamışlar tam tersine üstün ırk olduğunuzu düşünürken aslında hırt diyerek aşağıladığınız tiplerden çokta farklı olmadığınıza değindim ve ayrıca kanziler savunduğunuz kişi akp’li değilmiş gibi yapmayın. lütfen 🙏
Bu sürpriz ve yeni gelişme değil.
Çok benzer bir savunmayı Alparslan Türkeş yapmıştı.
Dosya savcısına ben ıslah oldum. Irkçılık yapmayacağım, size hürmetlerimi sunuyorum deyip nedamet getirmişti.
milliyetçilerin taptığı insanların max omurga seviyesi bunun bi tık altı da içeri girince ölmeyecek kadar yiyerek ölüm orucuna başladığını söyleyen ümit özdağ’dı
Bolu Belediyesi davasında savunma yapan Tanju Özcan:
Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evde kedi gibi oturacağım.
İsterse Öcalan’ı çıkarsınlar isterlerse mültecileri doldursunlar umurumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım.
Naziler Limoges'un 24 kilometre ötesinde, Oradour'da, 240 kadın ve 205 çocuğu bir kiliseye kilitleyip canlı canlı ateşe verdi. Siz Nazilerin yaktığı insanları değil, yakmadığı binayı hatırlıyorsunuz. Çünkü sizin medeniyet terazinizde taşın ağırlığı var, insanın yok. +
Zeki Erginbay Ölümsüzdür!
23 Ocak 1977 tarihinde kaçırılan ve 12 gün süren işkencenin ardından teslim alınamadığı için katledilen Kurtuluş militanı Zeki Erginbay'ı, ölümünün 49. yılında mezarı başında andık.
Zeki Erginbay, sosyalizm mücadelesindeki militan ve öncü karakteri ile bize rehber olmaya devam ediyor. Anısı Kurtuluş kavgamızda yaşayacak!
Türkiye'de örgütlü olma alerjisi olan bir toplum var.
O nedenle Fransa'ya özenmek yerine önce sol, sosyalist yapılarda örgütlenmeniz gerekiyor. Örgütlü mücadele olmadan o şeyler mümkün değil. Örgütsüz olan polise çiçek veriyor, karşısında şınav çekiyor işte.
📍Söğütlüçeşme
MESEM'lerde onlarca çocuk işçi sermayeye peşkeş çekiliyorken, çocuklar okullarda sıra arkadaşları tarafından katlediliyorken, emperyalizmin yerli işbirlikçisi AKP, bu toprakları terör örgütü NATO'ya açmışken çare oy pusulasında değildir. Çare gençlik mücadelesinin işaret ettiği yerde, sokak mücadelesindedir.
"Bu topraklarda artık değişen şeyler seçimlerle değil sokak mücadelesiyle olur. Kurtuluşumuzu ve haklarımızı sokakta kazanacağız. Özgürlük sokakta!"
hapishaneye attılar. Ne Dileğin cenazesine ne de Mazlum’un cenazesine katılmasına da izin vermediler.
Dilek Doğanı vuran polise sadece 6 yıl 3 ay ceza aldı ve bir gün bile hapishaneye girmedi.
O kurşun sadece Dilek’e atılmadı tüm ailesine atıldı. Bu olaydan sonra Mazlum abisi yurt dışına kaçtı. Sürgündeyken bu yaşananlardan dolayı girdiği bunalımı atlatamadı intihar etti. Bu olay sırasında polise mukavemet gösterdiği ve gizli tanık ifadesi bahaneleri ile Emrah abisini+
Dilek Doğan, 11 yıl önce bugün evine gelen özel harekât polislerine “Galoş giyin.” dediği için vurularak katledildi.
Dilek’in katiline yalnızca 45 gün ev hapsi cezası verildi. Adalet arayan abisi 19 yıl hapsi cezasına çarptırıldı.