Kardeşim böyle yapay zeka işlerini aman diyeyim övmeyin. Allah korusun millet aç kalıyormuş. İnsanlar ekmek kazanamıyormuş ve insanların üretmesi gerekiyormuş.
İnanılmaz iyi. Ağzı açık kalmadan izleyen cin falan olabilir bu arada.
Tera Grubu nedir, nerelere yatırım yapar; bu konuya açıklık getirmek istedim.
Tera kendine üç ana stratejik sektör belirlemiş ve bu alanlarda kalıcı olarak faaliyet göstermektedir. Bunlar finans, teknoloji ve tarım/gıdadır. Ayrıca gayrımenkul sektöründe de kurumsal bir şekilde GYO çatısı altında uzun vadeli değer üretmeye devam edecektir.
Yakın zamanda bünyesine kattığı Topkapı üniversitesi de Grup açısından bir çarpan etkisi yapmaktadır.
Kurumsal organizasyonumuzu da bir holding çatısı altında üç ayrı (finans, teknoloji ve tarım/gıda) alt holding olarak planladık.
Özetle Tera bu sektörlerde uzun vadeli, vizyon geliştiren bir aktör olmak için vardır, kesinlikle stratejik alanlarda şirketlerimiz çok değerlendi artık buradan kar alıp satalım mantığıyla hareket etmemektedir. Eğer grup bir finansal yatırım yapacaksa bunları farklı yapılar üzerinden yapacaktır (GSYF, GSYO vbg).
Olası kafa karışıklıklarını gidermek için bu paylaşımı yapmak istedim. Tüm takipçilerime iyi bir hafta diliyorum.
Carl Jung'dan, doğandan gelen acı ve ızdıraptan kaçınmaya dair muazzam bir metin:
"İnsanlar, hayatın onlara sunduklarını, hayatın karşılarına çıkardığı soru ve görevleri kabul etmediklerinde neleri riske attıklarının farkında değiller. Doğalarına borçlu oldukları acı ve ıstıraptan kendilerini esirgemeye karar verdiklerinde, aslında hayatın bedelini ödemeyi reddederler; tam da bu yüzden hayat onları sıklıkla yoldan çıkarır. Kendi kaderimizi kabullenmezsek, onun yerini başka türden bir acı alır: Bir nevroz gelişir ve inanıyorum ki yaşamak zorunda olduğumuz o hayat, bir nevroz kadar kötü değildir. Eğer acı çekeceksem, kendi gerçeğimden acı çekeyim. Nevroz çok daha büyük bir lanettir! Genel anlamda nevroz, bir kaçışın yerini tutar; hayatı kandırmaya, bir şeylerden sakınmaya yönelik bilinçdışı bir arzudur. İnsan, gerçekten ne ise onu yaşamaktan fazlasını yapamaz. Ve hepimiz zıtlıklardan, çatışan eğilimlerden oluşuyoruz. Uzun uzadıya düşündükten sonra, insanın kendisi ne ise onu yaşamasının ve bunun sonucunda ortaya çıkan zorlukları kabullenmesinin daha iyi olduğu sonucuna vardım. Çünkü kaçınmak çok daha kötüdür."
Evlendiğin an, bekar hayatındaki özgürlük ve çılgın partiler (ki aslında evde pijamayla dizi izliyordun) gözünde bir anda bir Rönesans tablosu gibi romantikleşir. Evlenmediğin an ise pazar kahvaltısında tek başına tost yerken, evli çiftlerin kuş cıvıltıları eşliğinde organik reçel yediği yanılsamasına kapılırsın. Sorun evlilikte ya da bekarlıkta değil tatlım, sorun senin o ulaşamadığın öteki seçenekte gizli olduğunu sandığın ama aslında hiç var olmamış olan o gizemli mutlulukta. Yani neyi seçersen seç, o seçmediğin yol sana hep kaçan balık büyük olur dedirtecektir.
İnsan, elindekini değil, her zaman elinde olmayanı arzular. Arzu, doğası gereği tatmin edilemez bir şeydir. Çünkü arzu, nesnenin kendisine değil, o nesnenin sende yarattığı eksiklik duygusuna yöneliktir.
Kendini bilmeye yönelik takıntılı arzu, başlı başına bir patolojidir. İyileşme, kendini bütünüyle anladığında değil; artık kendini bu kadar mesele etmediğinde gerçekleşir.
İnsan, kendisinden daha büyük bir şey için mücadele etmesi gerektiğini içselleştirdiğinde iyileşmeye başlar: Ailesi için mücadele eder, aşk için mücadele eder, sanat için mücadele eder, anlam için mücadele eder. Belki siyasal bir değişim için mücadele edersin; belki de tutkulu bir yazar ya da bilim insanısındır.
Psikanalizin asıl amacı paradoksaldır: Seni kendinden özgürleştirmek. Seni, sonunda kendini unutabileceğin ve daha büyük bir amaç uğruna çalışabileceğin noktaya getirmektir.
- Zizek
Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yapsan da yapmasan da pişman olursun. Kierkegaard bunu 200 yıl önce şöyle söylemiştir:
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
Sen neye karar verdin?
babamın pastanesi kalyoncu kulluk sokak’taydı. küçük ablamla yıkım sonrası bir gün otobüsle pastaneye gittik. meşhur tarlabaşı bulvarı ortaya çıkmıştı. otobüsten indik, nevrimiz döndü, öyle bir değişim, öyle bir yıkım, kaybolduk, pastaneyi zar zor bulduk.
Zor bir gün olacak.
Vadeli piyasalarda dünden kalan teminat tamamlama çağrısı toplamda 3.6 milyar, sanıyorum tarihi bir rekor.
Bu teminat tamamlama çağrısı nedir ve neden bu kadar yüksek?
1. Sen piyasa yükselecek diyerek viop’ta Long pozisyon açıyorsun.
2. Hatta abartıp köşede güvenlik teminatı filan bırakmadan kafa göz dalıyorsun. Tüm paranı pozisyona harcıyorsun.
3. Kötü bir gün yaşanıyor, piyasa düşüyor, zarar ediyorsun.
4. Zarar düşüldükten sonraki bakiyen, pozisyonlarını devam ettirmen için gereken teminat tutarından daha az.
5. Aracı kurum da diyor ki, saat 3’e kadar bu bakiyeyi tamamla ya da pozisyon kapat, yoksa ben elindeki pozları kapatırım (resen satış)
6. Long pozda sıkışan kişi, pozları kapatmak için ters işlem yapmak, yani short açmak zorunda.
7. Yani tahtada arz yaratmak zorunda. Satış girmek zorunda.
8. Bu yüzden margin call saatine kadar piyasada bir baskı olası. (Ancak belki de dışarıdan yeni gelen bir talep dalgası, bu satış baskısını da bastırabilir, bu bilinemez, yani komple yükseliş de mümkün)
9. 15.00’den sonra asıl piyasa rahatlar, yön belli olur.
10. Dünkü gibi sert hareketlerde bu tarz yüksek margin call'lar normal. Çünkü düşüş arttıkça ve derinleştikçe senin safety margin’e daha çok yaklaşıp onu bile eksiye geçiriyor.
Hikaye aşağı yukarı bu.
Kolay gelsin.
Burası Yeni Türkiye;
Bir kararname, bir fezleke, bir iddianame…
🔘Bir gün öğrencisi olduğun üniversite yoktur.
🔘Ertesi gün oy verdiğin belediye başkanı yoktur.
🔘Sonraki gün oy verdiğin parti yoktur.
Başkanlık rejimi budur !
Dur hele sen daha dur....