"Emekliye para yok" deniyor ama SGK verileri başka bir şey söylüyor.
Prim gelirlerinin emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranı %80'e çıkarak tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.
Buna rağmen emekli maaşları sefalet düzeyinde. Sorun kaynak değil, tercih.
Amcası komşumuzdu, İmran'ın acısını ve anısını hep yaşattılar. Şimdi unutulmuş, çok güzel bir ezgisi olan bir şarkı yapıldı adına. Şöyle başlıyordu: "Bir hüzünle başladı atölyede işbaşı, faşizme kurban verdik İmran Aydın yoldaşı." @hakki_ozdal
Kuyu Tipi Hapishanesi’nden kuyu tipi olmayan başka bir hapishaneye sevk talebiyle başlattığı açlık grevinin 267’inci gününde talebi kabul edilen Gürkan Türkoğlu 3 aydır Antalya Şehir Hastanesi yoğun bakımında tedavi altında tutuluyordu. 4 Temmuz’da Türkoğlu bitkisel hayata girdi. 5 Temmuz’da da yaşamını yitirdi.
Biz insan hakları savunucuları olarak Gürkan Türkoğlu’nunda taleplerinden biri olan kuyu tipi hapishanelerin kapatılmasını ifade etmek üzere basın toplantısı düzenleyeceğiz.
Sizleri yapacağımız basın toplantısına katılmaya çağırıyoruz.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Hapishane Komisyonu
Tarih : 7 Temmuz 2026–Salı
Saat : 12.00
Yer : İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Rabbim hepinize merhamet etsin. Sayenizde oluşan baskı neticesinde hesabımız geri geldi. Darısı erişime engellenen ilk hesabımıza inşallah... Hepinize çok teşekkür ederim..
Bu arada, erişime engellenen hesabım hakkında bizle alay eden paylaşımlar yapanlara bir çift söz etmek istiyorum.
Çok uzun yıllardır X hesabım vardı ve ne hikmetse bu olaya kadar hiç kapanmamıştı. Zaten normalde ayda bir paylaşım yapardım, o da Gazze yardımlarıyla alakalı olurdu. Bunun dışında normal hayatımda işinde gücünde biriyim. X'e haftada bir iki anca girerdim. Allah biliyor kötü bir niyetim yok. Oğlum üzerinden de kimsenin ekmeğine yağ sürmüyorum. Derdim tazminat veya kan parası falan da değil. Sadece aile olarak oğlumuzun hakkını savunuyoruz. Kapatmak isteyen elbet bir kılıf bulur lakin oğlum hakkındaki milyonluk etkileşimden sonra bunun yaşanması çok manidar! "Halis Bayancuk ile alakam varmış da o yüzden kapanmış" falan. Buyrun engellenen x hesabım: https://t.co/1TRSDXTnZC
Bu da youtube kanalım: https://t.co/I4UwtCFf39
Bakın araştırın didik didik edin. Eyvallah. Bırakın Halis Bayancuk'la irtibatlı olmayı onu eleştirdiğim onlarca videom ve paylaşımım var. Bayancuk'un iyi insanlığına hiç lafım elbette yok ama düşünsel olarak asla aynı çizgide değiliz. Ne hikmetse onların hesapları kapatıldı ama benim hesabım onlardan 1 hafta sonra kapatıldı. Vay be! Hikmete bakın.
Şimdi de oğlum Alper Yusuf Polat’ın, Kızılcahamam İlçe Meclis Üyesi Fatih Oral tarafından öldürülmesinden sonraki konuya geleyim.
Kazadan sonra çevreden gelenler, katil kaçmasın diye kontağı kapatıyor (tanıklarımız var).
Sık sık telefonla birilerine talimat veriyor (tanıklarımız var).
İlk ifadesinde frene basmadığını söylüyor (ifadesi var).
Sonra müdahale ettim diyor ama oğluma ve bize çeşitli kırıcı sözler söylüyor (tanıklar var).
Sonra araya aracılar koyuyorlar. (Tanığı ailemiz)
En sonunda da tüm ifadesini değiştiriyor ve 50 km ile gittiğini, müdahale ettiğini falan söylüyor ki "taksirle adam öldürmekten" az ceza alsın ve çıksın. Oysaki biz daha çok ceza alması için CMK’nın farklı maddelerine göre ceza almasını istiyoruz ki elimizde argümanlar çoktur.
Kaza raporu ise tam katil Fatih Oral’ın işine yarıyor. Bakkala giden oğlumu (bakkal kamerası görüntüleri bizde) yüksek hızla fren yapmadan öldürüyor ama 2918 sayılı Kanun’un 57/1-c maddesi kapsamında kontrolsüz kavşakta geçiş hakkına ilişkin kurala aykırı hareket ettiği için oğlum da kusurlu bulunuyor. Yahu bu çocuk be çocuk! Kamera görüntüleri elimizde. Oğlum yola çıkıyor, yolun yarısından fazlasını da geçiyor. Çıkışa 1 metre kala oğluma çarpıyor.
Ama katil Fatih Oral, %100 olmasa da, esas kusurlu olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-a maddesinde düzenlenen “aracın hızını kavşaklara, dönemeçlere ve benzeri yerlere yaklaşırken azaltmamak” kuralını ihlal etmiş. Yani yine de az ceza alacak!
İşte biz katilin, bir süre sonra elini kolunu sallayarak çıkmamasını, kimsenin mahkemeye müdahale etmemesini ve hak ettiği cezayı almasını istiyoruz! Bu sözlerimi size bir video çekerek de anlatabilirdim ancak serum almaktan sağlığım hiç iyi değil. Bir babanın hakkını araması neden birilerini bu kadar rahatsız ediyor? Aynısını başınıza gelse siz ne yapardınız? Kaç gündür benim ve ailemin ciğerimiz yanıyor ne yapalım?!
Lütfen, bir gün evladınız bakkala giderken veya dışarıdayken bir trafik magandasınca öldürülmesin istiyorsanız sesimize ses olun. Allah korusun, bugün bize yarın size. Belki bu hesap da kaldırılacak veya benim de başıma bir çorap örecekler ancak asla korkmuyorum asla. Allah her şeyi görüyor. #AlperYusufPolataAdalet etiketiyle kimseden korkmadan sadece “Hasbunallahi ve nimel vekil” demeye ailece devam edeceğiz.
Sizlerden bir kardeşiniz olarak naçizane ricam; süreç içerisinde aylar geçse de bizi görmezden gelmeden destek olmanızdır. Destek veren herkese; küçük-büyük, az-çok demeden yanımızda olan tüm vicdan sahiplerine Rabbim mağfiret eylesin..
Geçen gün sizlerin sayesinde evimize bir umut ışığı girmişti ki, dün her şey bir anda silinip gitti…
Çok üzgünüm, çok…
Instagram ve X hesaplarımız, Yusuf’umla ilgili paylaşımlar nedeniyle Türkiye’de kısıtlandı. Hâlbuki kötü bir niyetimiz yoktu. Kızılcahamam Meclis üyesi Fatih Oral’ın öldürdüğü oğlumuzun hakkını arıyorduk.
Ben normalde X’i hiç kullanmam bile. Sadece ayda bir kez Gazze yardım videosu paylaşırdım. X’teki kamuoyu baskısı birilerini rahatsız etti sanırım.
Şu an boğazıma kadar doluyum ama yine de “Hasbunallahi ve ni’mel vekil” diyorum.
Bu hesabımı yeni açtım. Lütfen bu videoyu RT yapalım ve #AlperYusufPolataAdalet diyelim.
Allah için bizi yalnız bırakmayın. Olay sıcakken el verip, zaman geçtikçe unutmayın. Allah hepinizin evlatlarını korusun..
Uzun uzun açıklama yapıp maaşlarının ne kadar olduğunu söylememek nedir?
"600 bin TL'nin üçte biri değil" diye sözü dolandırmak yerine ne kadar olduğunu açıklamak daha kolay değil mi? Bir de maaş haricinde başka hangi gelirlerin elde edildiğini açıklamak gerekmez mi?
Sadece Maaş bordosu sormuyoruz.
Sendikanın resmî hesabından yönetici şahısların hesaplarına yöneticilik yaptıkları 4 yıl boyunca yatan paranın toplam banka ekstresini soruyoruz.
Zorunlu olmasına rağmen Yayınlanmayan yeminli mali müşavir raporlarını soruyoruz.
Dava açsalar bari?
Başaran Aksu’nun anlattıklarına ilişkin Genel-İş Sendikası açıklama yaptı.
“Genel-İş Sendikası Genel Başkanı’nın aldığı aylık 600.000 TL değildir. Genel İş Sendikası Genel başkanı ve Genel İş GYK üyelerinin aldığı maaş 600.000 TL’nin üçte biri bile değildir.”
https://t.co/mpKBLyVDPr
Bu sınav da dahil olmak üzere Hakimlik ve Savcılık sınavlarında 93 puanla Türkiye 17’ncisi, 92 puanla Türkiye 41’incisi olmama ve defalarca kez derece yapmama rağmen mülakatlarda elediniz.
Benim gibi ilk 50’de ve ilk 100’de yer alan birçok adayı mülakatlarda elerken, 1600-1700’üncü sıralardaki adayları mülakattan geçirdiniz. Liyakat yerine hangi kriterlerin esas alındığı tüm kamuoyunun malumudur.
Kul hakkı yiyen, yenmesine müsaade eden hiç kimseye hakkımızı helal etmiyoruz, etmeyeceğiz.
Her zamankinden daha çok bağımsız, tarafsız ve liyakatli yargı mensuplarına ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, hakimlik ve savcılık mülakatlarında yaşanan bu rezaleti, Türk milletine şikayet ediyorum.
Dilovası Belediyesi önünde Sendikamız Avukatlarından Saruhan Kadaifçi:
"Ruhsatta imzası olan kamu görevlilerini serbest bırakıyorsunuz! Patronlardan yana, Ali Osman Akat'tan yana, onlarla rüşvet zinciri içinde bulunanlardan yanasınız!"
#DilovasıİçinAdalet
Dilovası İşçi Katliamında hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu'nun babası İbrahim Esetoğlu:
"Ruhsatsız iş yerinde çalıştırdıkları çocuklarımızın üstünden rüşvet aldılar!"
#DilovasıİçinAdalet
Hocam sarı sendikal merkezlerin bunu yapmayacaklarını iyi bilenlerden biri
Okumuş insan tabi küfre başvurmadan nezaketle çağrı yapıyor holding ve rejim torbacılarına!
Teslim olun, işçi sınıfından çaldıklarınızı geri verin defolun gidin de diyebilirdi..
DiskAr Holdingçilerde artık
Aziz Hoca'nın çağrısına katılıyorum. Madem dile getirilen paraların gerçek olmadığını iddia ediyorsunuz; o zaman şeffaf olun. IMF bile anlaşma yaparken şeffaflık şartı koyuyor, bu ne trajikomik bir durum!
Belki akçalı işler ve sendikacıların ücretleri kadar önemli değil ama birkaç konuda daha şeffaflık gerekiyor. Kongre raporlarınızı ve toplu iş sözleşmelerinizi internet sitelerinizde yayınlayın. Tarihi sözleşme imzaladık diye manşet atmak yerine belgeleri sunun.
Sendikaları açın!
Şeffaf olun!
Sendikaların akçalı işleri ve sendikacıların ücretleri tartışılıyor.
Bazı sendikacıların fahiş ücretler aldığı yönünde iddialar var. Elimde belge yok. Bilemiyorum!
Sezgilerim ve öngörüm var ama bunları esas almak spekülatif olur.
Ama kesin bildiğim bir şey var. Bu iddialar karşısında şeffaflık ve hesap verebilirlik şart!
Sendikalar detaylı mali raporlarını (yönetici giderlerinin detayları dahil) şeffaf biçimde kamuoyuna açıklamalıdır.
Güçlü, etkili ve mücadeleci bir sendikal hareket için, bu tartışmalara son vermenin yolu bellidir:
Seçimle işbaşına gelenlerin ve kamusal görev yapanların hesapları şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır. En önemli denetim kamuoyu denetimidir.
Seçilmiş milletvekilinin, belediye başkanının, tüm kamu görevlilerinin maaşını biliyoruz. Kamu harcamalarının, bütçenin bileşimini biliyoruz. Çoğu şirketin mali tablosunu biliyoruz.
Peki sendikaların mali durumunu neden bilmiyoruz? Sendikaların harcamaları ve mali hesapları da şeffaf olmalı. Bu zaten mevzuat gereği.
Sendikaların mali durumunu ve denetim raporlarını uygun araçlarla veya resmi internet sitelerinde yayımlaması mevzuat gereğidir. Ancak bunu yapan pek yok!
Bu tartışmayı bitirmek ve sendikalara güveni artırmak mümkün!
Açın sendikaları!
Sendikaların mali hesaplarını kamuoyuna açın!
Devlet biliyor, bankalar biliyor, işveren biliyor! İşçiler ve kamuoyu da bilsin!
Hesabına güvenen, aldığı ücreti makul bulan, bunu kamuoyuyla paylaşır!
Sendikalara güveni artırmanın yolu idari ve mali şeffaflıktır!
Mali şeffaflığı sağlayın!
Açın sendikaları!
Bir arkadaşla yazışmamızdan, sorunumu yanlış anlaşılabilecek şekilde ifade ettiğimi fark ettim. Durumumu takip eden avukat bir arkadaşım var. Ben sadece yerel yönetimlerde (657'ye tabi memurların) "hak feragatine zorlanması", "sürgüne gönderilmesi", "mobinge maruz bırakılması" vb konularda "örnek olay/emsal karar" arıyorum. Bu tip davalar bakmış avukat varsa, onlardan "örnek olay/emsal karar" bulabilmek için yazmıştım. Bir yanlış anlaşılmaya neden olduysam özür dilerim. (Ricam baki tabi, elinin altında bu içerikte kararlar varsa ve bana ulaştırabilirse çok sevinirim.)