Fikret Çetin belli görüşleri sebebiyle birçok ilim ehli tarafından eleştirip uyarıldığında bir kez olsun hata ettiğini itiraf etmedi. Sevdiğiniz kimseleri sakın masum görmeyin. Haklı olduğunda destekleyin. Haksız olduklarında da savunmayın, aksine eleştirin.
Madem hoca açıklama yapmış ben de kısaca cevap vereyim. Ben iki konuyu ayırırım ;
1-Münazara. İlim ehliyle yapılır. Kamu önünde yapmam. Zira nefis devreye girer. Kalpler kırılabilir. Dost meclisinde ya da telefonla konuştuğumda dahi sürekli yaparım. Öğretir, faydalıdır.
2-Mücadele. Kamu faydası için burada bizi sıkça yaparken gördüğünüz şeydir. Maksadım mefsedeti defetmektir. Çokça yaptık ve bununla meşhur olduk.
Akif zaten münazara ehli değil. Zira ilim ehli değil. Ayrıca emin biri dahi değil. Kapalı bir ortama dair her türlü yalanı söyleyebilir. Onun samimi olduğu ve hakemliğini kabul ettiği kişiyi bile emin görmem.
Onunla cedel etseydim dahi hakemli değil kamu önünde mefsedetini def etmek için ederdim. Bunda da en kolay rakiplerden birisi olurdu. Zira evvel tartışma performansları belli. Ancak ona da gerek kalmadı. Zira mefsedeti zaten def edildi.
Ben genelde buradaki cedel tekliflerini hiçbir şey tartışmadan evvel tek seferde meseleyi çözmek için yaparım. Mefsedeti hallettikten sonra da gelen teklifi kabul etmem.
Balyemezinden, Akrostişine kadar 100 tane kayıplara karışmış şahıs, konu bizce tamamlandıktan sonra münazara teklif etmiştir. O teklifleri hatırlamıyorsunuz dahi. Zira bittikten sonra ettiler.
Bu mevzu bitti. Nasırlı el ne kadar ağır olurmuş anladı. Bundan sonra sabahtan akşama kadar bana haterlık yapacak, her hater ile favlaşacak. Onun kaderi muhatab alınmayanlar kervanına dahil olması.
Bundan sonra mücadele etmekte ne bana ne kamuya bir maslahat yok.