Odyssey’i sonunda izleyebildim ve sevdim. İnsanlığın en eski anlatılarından birinin ruhunu hissettirebildiğini düşünüyorum. Eve dönüş, pişmanlık, özlem ve sadakat. Kirke benim favori kadın figürüm :) fakat filmde çok öfkeli ve düşmanlıkla dolu anlatılmış. Tüm eleştirilere rağmen Odysseus’un karakteri çok güçlü verilmiş. Jacobin’in “no no” dediği yerden küçük bir itiraf benden: Ben galiba Odysseus’u bekliyorum. Çünkü bazen insan, eve dönmeyi değil ama kendini yeniden bulmasını sağlayacak bir yolculuğu bekler.
In Nolan's “The Odyssey,” the sack of Troy shatters a sacred bond and civilization collapses. It's a seductive analogy for our times — but it doesn't quite work.
Our problems aren't explained by a rupture from old traditions but a refusal to challenge them. https://t.co/0oy8UFejnn
Hurşit Hoca’nın bu paylaşımından etkilendim. Gülten Hoca’nın o zarif, gösterişsiz ama müdahil duruşu. Bir bilim insanı, aydın olarak kamusal sorumluluğa doğrudan hesapsız dahil olması. Mektubun sonunda ev telefonu yazıyor. Saygıyla,
Profesör Gülten Kazgan’ı kaybettik. Uzun süredir rahatsız olan hocamızı kaybetmenin benim meslek yaşamımda özel bir önemi var.
Rahmetli babam beni üç iktisatçı ile tanıştırmıştı: Sadun Aren, Gülten Kazgan ve Kemal Derviş. Gülten Kazgan’ı izlemiş ve onu Joan Robinson’a benzetmiştim. Robinson (1903-1983) Cambridge’de sol/Keynezyen bir kadın ekonomistti. İlk hayranlığım onaydı.
İngiltere’den 1984 yılında dönünce bir süre akademik dünyada olmak istedim. Doğru ülkemizde iktisat biliminin en bilinen kurumu olan İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine gittim. Gülten hoca oradaydı. Kendisine beni yanına asistan almasını istedim. Çok sıkıntılıydı. Bana 12 Eylül ve YÖK rejiminin üniversiteleri perişan ettiğini akademik yaşamı tercih etmememi istedi. Gerçekten bir çok öğretim üyesi 1402’lik olup atılmıştı.
Sonra Marmara Üniversitesi İngilizce eğitimli İktisat Bölümü açınca meslek hayatıma orada başladım. Gülten hocaya da bir gün rastladım, “hayırlı olsun en azından daha iyi bir yerde başlamışsın” dedi.
Aradan yıllar geçti, SHP Genel Başkanı rahmetli Erdal İnönü DYP ile koalisyon kurunca ben ekonomik konularda başdanışman oldum ve Gülten hoca derhal bana el yazısıyla bir ekonomi politika reçetesi (300 günde enflasyonu indirmek) yolladı. Benim için çok değerliydi ve tabii sakladım.
Ekte bu mektubu size sunuyorum. Mutlaka okuyun.
Kıymetli hocama Allahtan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.
ACI KAYBIMIZ!
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin duayen akademisyenlerinden, değerli bilim insanı, sevgili hocamız, hocaların hocası Prof. Dr. Gülten Kazgan’ı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz.
Değerli hocamızın cenazesi ile ilgili bilgiler daha sonra paylaşılacaktır.
Brezilya’da gördüğüm en ilginç şeylerden biri hipergerçekçi reborn bebeklerdi. Bakım verme ve bağ kurma dürtüsü ciddi bir pazar yaratmış. 2025’te yaklaşık 300 milyon dolar. Büyüme projeksiyonu ise bence korkutucu. Duyguların da piyasası var.
@ipkiisss Çok haklısınız. Bu his insansı robotlarla karşılaşan insanlarda da benzer bir tedirginlik, ürkütücü his yaratıyormuş. Ne kadar çok insana yaklaşırsa küçük bir yapaylık çok güçlü bir uzaklaşma yaratıyormuş
Merak ediyorum doğrusu. Acemoğlu eserlerini eleştiren yazıya mutlaka teknik bir cevap verecektir. İdeolojik boyut ise bence şöyle:
1.Kendisi liberal demokrasinin meşruiyet krizini sorguluyor. Fikirleri yaygın biçimde kabul görüyor, tartışılıyor. Elon Musk ile atışmak gibi. 2. İktisatçı olarak belirli bir sorunu modelleme ve regüle etmenin ötesinde sistem eleştirisini güç ilişkileri üzerinde ekonomi politik alana çekiyor.
3.Yüksek bir okuma yapmayalım. Sosyalist bir kopuştan söz etmiyor, antisovyetik bir çizgide. Ama yine de rahatsız eder. iktisatçılar öyle kolayca çıkamaz sistemin dışına :)
I am not happy about the Economist’s article, which feels like a hit piece. There is also a background to it, which is more troubling (as I will share at some point). I asked them to allow me to respond. I am waiting for their answer. If not in the magazine, I will share my response here.
Merak ediyorum doğrusu. Acemoğlu eserlerini eleştiren yazıya mutlaka teknik bir cevap verecektir. İdeolojik boyut ise bence şöyle:
1.Kendisi liberal demokrasinin meşruiyet krizini sorguluyor. Fikirleri yaygın biçimde kabul görüyor, tartışılıyor. Elon Musk ile atışmak gibi. 2. İktisatçı olarak belirli bir sorunu modelleme ve regüle etmenin ötesinde sistem eleştirisini güç ilişkileri üzerinde ekonomi politik alana çekiyor.
3.Yüksek bir okuma yapmayalım. Sosyalist bir kopuştan söz etmiyor, antisovyetik bir çizgide. Ama yine de rahatsız eder. iktisatçılar öyle kolayca çıkamaz sistemin dışına :)
Economist’in eleştirisi hem şaşırttı hem de beklenen bir yerden. Acemoğlu’nun son kitabını okuyorum. Önerileri liberalizm içinde bugün radikal sayılabilecek bir yerde. Emek ekseni ve derinleşen eşitsizliğe vurgusu, teknoloji tekellerine yönelik düzenleme önerileri, kamusal hizmetlerin zorunluluğu ve işçi sınıfı için liberal demokrasi söylemi. Bunlar yerleşik piyasa normlarını rahatsız eder.
Daron Acemoglu’s ideas can seem underwhelming for a titan of social science. Register for free to learn why economists are questioning the Nobel prizewinner’s reputation https://t.co/dJzSRAVXzz
Bir süredir AI’ın sanat emeğini dönüştürmesi üzerine düşünüyorum. Sanatsal çıktı, artan getiriye sahip özgün bir metalaşma biçimi. Sanatın metalaşması yalnızca eser üzerinden değil kuşkusuz. Sanatçının kendisi, kimliği ve performansı da sürecin parçası. Bu nedenle AI ile sanat yapılır mı tartışması, teknoloji ve üretkenlikten ziyade insan olmak, duygu ve anlam üzerinden okunuyor. Fakat anlam da felsefenin bir parçası ve çoğu zaman duyguyu geçmiş öğrenmeler ile yeniden üretiyor.
✍️ Ahmet Güneştekin yazdı:
📌 Belki bir gün yapay zekâ bizden daha hızlı düşünecek. Bizden daha kusursuz hesaplayacak. Bizden daha iyi üretecek. Ama insanlığın hafızasına kazınan büyük eserlerin önüne geçemeyecek
📌 Çünkü sanatı ölümsüz yapan şey kusursuzluk değildir. Onu meydana getiren insanın hikâyesidir. Ve inanıyorum ki geleceğin en büyük lüksü, yapay zekâ tarafından üretilmiş kusursuz eserler değil; bir insanın ruhundan doğmuş kusurlu ama hakiki eserler olacaktır
https://t.co/8MfiA43RY4
@AhmetGunestekin
Şimşek’in dezenflasyon programı 38 aydır uygulanıyor. Maalesef teknik bir dezenflasyon değil, bilinçli bir sermaye transferi var. @KansuYildirim ın ortaya koyduğu gibi; en zengin %10 servetin %68’ine sahip. Sadece ücretler baskılanıyor. Emeğin milli gelirdeki payını küçültüyor.
🧵 Yüksek enflasyon "kötü ekonomi yönetimi" değil, aynı zamanda sınıfsal bir bölüşüm mekanizması.
📈 2024-2026'da küresel enflasyon ortalamaları yeniden %2-5 bandına gerilerken, Türkiye aynı dönemde ~%30 bandında sabitlendi. Bu, sadece bir para politikası hatası değil, yapısal bir farklılaşma.
🗓️ Türkiye'de enflasyonu dönemselleştirdiğimizde ve servet yoğunlaşmasıyla birlikte baktığımızda genel eğilimi özetle görebiliyoruz:
📊 1980-2001: Kronik yüksek enflasyon (%50-60 / bazı dönemler %100'ün üzerinde).
💸 En zengin %1 servetin ~%30'una, en yoksul %50 ise sadece %2-3'üne sahip.
📊 2002-2017: Göreli istikrar (%6-10).
💸 Reel ücretlerde toparlanma görülmesine karşın servet eşitsizliği yüksek düzeyini korudu.
📊 2018-2020: Yeniden çift hane (~%15).
💸 En zengin %10'un payı %65'e çıktı.
📊 2021-2026: Yeniden yüksek enflasyon (%35-50, kimi ay %80+).
💸 En zengin %1: ~%35, en zengin %10: ~%68, en yoksul %50: sadece ~%2,5-3.
💰 Fiyatlar her gün değişir, ücretler yılda bir. Bu asimetri yüzünden enflasyon yükseldikçe çalışanın alım gücü erirken, şirketler maliyet artışını fiyatlara yansıtıp kârını koruyabilir hatta büyütebilir. Bu kazançlar gayrimenkule, borsaya dönüşürken emekçinin kaybı derinleşir.
🔎 Nitekim ücret artışları enflasyonun nedeni değil sonucudur: IMF verilerini inceleyen Michael Roberts, 1960'lardan bu yana kalıcı bir ücret-fiyat sarmalına dair güçlü kanıt bulunmadığını gösteriyor. Ücretler, önceki fiyat artışlarını telafi etmeye çalışan gecikmeli bir tepkidir — bu yüzden yüksek enflasyon dönemlerinde reel ücretler ve emeğin milli gelirdeki payı geriler.
🏙️ Sonuç somut: Knight Frank'ın 2026 raporuna göre Türkiye'de net serveti 30 milyon doların üzerinde olan kişi sayısı son 5 yılda %93 arttı (2.174 → 4.208). 2031'e kadar dolar milyarderi sayısının 35'ten 46'ya çıkması bekleniyor.
Devamı: https://t.co/V08behnAaq