Nuri Alço ve eşinden sosyal medyayı sallayan parodi!
Yeşilçam'ın efsane ismi Nuri Alço ve eşi Burcu Alço, son günlerde gündemden düşmeyen "esnaf sapığı" kadının videolarını tiye aldı.
İkilinin eğlenceli videosuna sosyal medyada beğeni ve yorum yağdı!
LIVE: Watch with us as the Artemis II astronauts make their closest approach to the Moon, traveling farther from Earth than ever before. https://t.co/Zpy7GdTqA8
Kürtler ırkçılığın, faşizmin hortlatıldığı zamanlarda “iyi gün dostlarının” ortalıktan sinsice kayboluşuna çok tanık oldu, ama sonra bunları çoğunlukla unuttu. Fakat @eczozgurozel ‘in
zor şu zor zamandaki dayanışmasını ve ırkçılık karşıtı pozisyonunu unutmazlar.
Bir hayvansever, sokakta bulup evine aldığı Alman kurdunun kendisine yaptığı tatlı sürprizi paylaştı.
📌 Bu sevimli ufaklıklara ömürlük yuva verecek kişiler, kendisiyle profilinden iletişime geçebilir.
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
40 liraya 4 çeşit yemek yiyormuşsunuz, yedirtmem. Yurtdışından uygun fiyata ürün alıyormuşsunuz, aldırtmam. Belediye başkanı seçiyormuşsunuz, seçtirtmem. Cumhurbaşkanı adayı çıkarıyormuşsunuz, çıkarttırmam. Anayasal hakkınızı kullanıp eylem yapıyormuşsunuz, yaptırtmam.
Senin bir yüzükle çıktığın bu yolda, yurt içinde, yurt dışında hesabını zerresi için bile veremeyeceğin tonla leken varken benim üç nesildir biriktirdiğim varlığıma, işime ve emeğime göz koyuyor; namusumuza, haysiyetimize söz ediyor, evlatlarımın geleceğini gasp ediyorsun. Bütün bunları bir avuç niteliksiz insanla yapıyorsun. Bu işin içinde olan herkes kirlidir.
Ben milletime söylemiştim ve uyarmıştım. Diplomama el koyan bu akıl, sizin malınıza, namusunuza, mülkünüze çöker ve her türlü gaspı, tecavüzü yapar. Milletçe bu kötülüğün karşısında olmalıyız. Milletime çağrımdır. Millet büyüktür.
Bir çağrım da yargı mensuplarına. Yüce Türk Yargısının namuslu, ahlaklı, milletine hizmet aşkı yaşayan on binlerce savcısına, hakimine haykırıyorum. Siz ayağa kalkmalı ve bu Türk yargısını perişan eden, bizi bütün dünyaya rezil eden, itibarımızı yerle bir eden bir avuç meslektaşınıza tedbir almalısınız. Yüce Türk Yargısına güveniyorum. Sessiz kalamazsınız, kalmamalısınız.
Son olarak AK Parti’de görev yapan ve iktidar ittifakı olan tüm siyasilere sesleniyorum. Bu olaylar partilerimizi, siyasi ideallerimizi aşmıştır. Artık süreç sizin aileleriniz başta olmak üzere milletimizi ilgilendirmektedir. Sesimizi çıkarmak günü gelmiştir.
Bu topraklarda “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir söz olmaz, olmamalı. Herkesin “bana dokunmayan yılan dahi, bu topraklarda barınamaz” diyerek sesini yükseltmesini diliyorum.
Milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.
Fayn, 1970’lerden bugüne Menzil ile ilgili kayıtlara yansıyan ifadelerden tarikatın yapısı, siyasi ilişkileri ve ekonomik gücünü araştırdı.
Anlatılanları yerinde görmek için tarikatın görüntü almayı yasakladığı Menzil köyüne girdi.
Tamamı: https://t.co/6JAjjzsXSd
Ümraniye’de şehit edilen polis memuru Şeyda Yılmaz’ın olayında ihmaller, hatalar, eksiklikler, adalet vb gibi konulara girmeden meseleye farklı bir açıdan bakmak istiyorum; Aile ve çevre…
Paylaşmış olduğum video, dün akşam polisi katleden Yunus Emre Geçti’nin 14 yaşındaki haline, tam 5 sene öncesine ait. Herkese açık sosyal medya profilinden silahlarla poz veriyor, illegal görünmeye çalışıyor.
Suça bulaştığı/bulaşacağı çok açık.
Ailesi bir şey demiyor, bu paylaşımları yaptığı için çevresi tarafından dışlanmıyor.
Çocukları doğduğunda “Yunus Emre” ismini verenler, çocuklarının bir suç makinesine dönüşmesini umursamıyor belki de destekliyor. 26 suç kaydı var ve suç işlemeye devam ediyor.
Dünkü olayda yanında annesi de var, hatta olay anında seken kurşunlardan yaralanıyor.
Şahsın aileden kopma durumu da yok. Suçları ailesinin gözetimi ve himayesi altında işliyor.
Eğer, ailesi, silah yerine insanlığı, yardımı, cana kıymak yerine cana can vermeyi öğretebilseydi Şeyda Yılmaz bugün aramızda olacaktı.
Ama ne yazık ki sosyolojik bir gerçekle karşı karşıyayız.
Her aile iyi değildir, haliyle her insan da iyi değildir. Bu toplumda çocuklarını adeta insanlığa zararlı birer virüs gibi yetiştiren, yetişmesine yol açan binlerce aile var.
İşte o zihniyetinin, o kötülüğün son eseri…
14 yaşındaki bir çocuğun bu paylaşımlarına göz yumup, onu bugünlere taşıyıp bir polis katili olmasını seyredenler/teşvik edenler de bu suçun bizatihi ortağıdır.
Tarımı, İmam Hatip mezunu Tüccar Tarım Bakanından çok daha iyi bilen bu kardeşimiz bahçesinde maviyemiş (Yaban Mersini) üretiyor.
Toptancının ve büyük şirketlerin elinde oyuncak olduk, devlet nerede diyor
kimi neresinden kanattıysanız, neresinden acıttıysanız oranızdan kanamadan, acımadan can vermeyesiniz. perişan ettiğiniz yüreklerin ahında en ağulu sancılarda boğulasınız. nasıl kıydınız lan el kadar sabiye
#Narin
Kutsal kitabı okumayan müslüman okuyan ise boşuna ateist olmuyor. Önce neye inanıyorsanız onunla ilgili araştırma yapın okuyun( dininizde ilk oku diye başlar) okuyunca anlarsınız çok okuyana boşuna kızmayın.. #diamondtemayalnızdeğildir
Ne kadar üzücü…
Bu ülkede Genelkurmay Başkanlığı yapmış, Milli Savunma Bakanlığı yapmış şimdi de milletvekili olmuş bir insanın komisyondaki üyenin “AK Partili mi?, CHP’li mi?” diye partisini sorması hatta konuşmasından bile anlayamıyor olması, 9 yıldır milletvekili olan defalarca tarafına soru önergesi vermiş hatta bütçe görüşmelerinde yüzüne direkt konuşmuş ve soru sormuş milletvekilini tanımaması, komisyon başkanı olarak komisyonun işleyişini hiç bilmemesi…
Benim verdiğim önerge; TSK’nın omurgası astsubayların ve uzman çavuşların hakları ile ilgiliydi. Kendisi önergemin ret sebebini soruyor yanındakine 'Niçin?' diyor, 'Niçin' demek adam haklı demek… Benim haklı olduğumu görüyor ama yanındaki 'bilgi geldi reddeceğiz' diyor, reddediliyor. Yani sorgulamaması… Yani hiçbir iradesi olmaması... Ne kadar acınacak bir durum. Ne kadar üzücü bir durum.
Bu ülkede Genelkurmay Başkanlığı yap, Milli Savunma Bakanlığı yap, TSK’yı sevk ve idare et ama önüne gelen askerin özlük hakları ile ilgili önergenin neden reddedildiğini bile bilme, bilgi geldi deyip reddet, sorgulama... Bu çok acınası bir durum.
İki şeye üzüldüm. Birincisi; uzman çavuşun, astsubayın onların nezdinde hiç kıymetinin olmaması, onların geleceğini ilgilendiren bir önergeyi hiç sorgulamadan reddetmeleri.
Diğeri; Hulusi Akar’ın durumu! Ben burada ne arıyorum, ne yapıyorum haleti ruhiyesinde ve yaptığı işten bir haber. Yanındaki memurun yönlendirmesine göre hareket ediyor, kendi iradesi yok, “bilgi geldi” denmesi yeterli onun için.
Umarım, en azından kendi içinde içine düştüğü durumu sorgular !