Turknet ekibinde birileri gelip apartman kutusunda işlem yaptılar ve bu işlemden sonra 4 yıldır sorun olmayan internetim 10 gündür yok. 10 gündür müşteri hizmetlerini hergün arayıp sorunu bildiriyorum 5 kere teknik ekip geldi sorunum hala çözülmedi. @Turknet@TurkNetDestek
Geçenlerde Antalya Kemer’deydim.
Saat 22.00 suları işlek caddenin üzerinde haşlanmış mısır satan bir seyyar satıcıyla sohbet ettik.
“İş yok, geçenleri görüyorum, eskiden ellerinde dolu poşetler, çantalar olurdu, şimdi sadece su şişesi var” dedi, ekledi:
“Bugün sadece iki tane mısır sattım.”
Bu esnada lahmacunun 220 lira olmasından dert yandı, karnını doyuramadığını söyledi.
Zor bir dönemden geçtiğimizi anlatıp kaygılarının önemli kısmına hak verdiğimi ifade ettim.
Ama küçük bir itirazım oldu:
“Sen de mısırı 150 liradan satıyorsun, sana maliyeti tüm masrafıyla 20 lirayı geçmez.”
Seyyar tezgah için belediyeye aylık 10 bin lira kira ödediğini belirterek kendini savunmaya çalıştı.
O arada mısır almak için tezgaha yanaşan kadın da fiyatı pahalı buldu, “en tepedeki sağolsun” diyerek cumhurbaşkanımıza gönderme yapmasın mı?
“Bir saniye” dedim:
“Kirayı kim belirliyor?”
“Belediye”
“Belediye kimde?”
“CHP”
“O halde kiranın en tepedekiyle ne ilgisi var?”
Başını eğdi, sustu.
Esnafın sorunlarını kabul etmekle birlikte, kimsenin kendi fırsatçılığını veya siyasi tarafgirliğini iktidara ciro etmesini de doğru bulmuyorum.
Özetle.
Ekonomik güçlükler ve fırsatçılık kolkola geziyor.
Milli takım kampta nasıl hazırlandı? Duran toplarda plan organizasyon yok. İleride desen 150 dk dır golümüz yok. Defans desen rakipler elini kolunu sallayarak içeri giriyor şut atıyor. Şuan da sanki rakip 10 kişi değil gibi top oynanıyor
Bugün Manisa’da tutuklu bulunan Ramazan Hoca’nın yanına gittim. Çok karakterli, ne konuştuğunu bilen, saygılı biriydi. Peygamberler şehri Urfa’lı olması, naif huyuna ve mizacına da yansımış.
Özetle şunu söylemeliyim: Öğrencilerinin birçoğu ifadelerini geri çektiler. Bunun sebebi, bazı Kemalist hocaların ve ailelerin baskısı ile yanlış bilgilendirmeleri olmuştur. Öğrencilere şu şekilde dayatmada bulunmuşlar: “Bunları bunları yazın, hocanız sadece uyarı cezası alacak, başka bir şey olmayacak. Bunları yazmanızda bir sorun yok.” diyerek yanıltıcı ve yanlış bilgiler vermişlerdir. Beyanlara bakıldığında, hepsinin tek kalemden çıkmış gibi aynı olduğu ve birilerinin yönlendirmesinin çok açık olduğu görülmektedir.
İfadelerini geri çekmek isteyip de çekemeyenlerin gerekçelerinden biri de, adliyede kalemde çalışan bir memurun hukuk dışı yönlendirme yaparak “Geri çekmeyin, çekerseniz başınız daha çok ağrır.” diyerek onları korkutmuş olmasıdır. Adliyenin görüntü ve ses kayıtları incelenebilir.
Aynı şekilde, beyan yazısını yazdıran öğretmenlerine gelen öğrenciler “Hocam, biz bir şey duymadık, beyanlarımızı değiştirmek istiyoruz.” demeleri üzerine, öğretmenleri onları korkutarak “Artık değiştiremezsiniz, iftira suçu olur. Mahkemelerde sürünürsünüz.” diyerek aileleri ve çocukları baskı altına almıştır.
Bazı öğrenciler ise karakola çağrıldıklarında kendilerine “Şuraya imza at, git.” denildiğini, ifadelerini okumalarına dahi izin verilmeden gönderildiklerini söylemiştir. Bunun farkına varan öğrenciler, yazılı olarak beyanlarını okumadıklarını ve Ramazan Hoca’nın bu tarz ithamlarda bulunmadığını, aksine Atatürk ilke ve inkılaplarını, branşı felsefe olmasına rağmen kendilerine öğrettiğini beyan ederek önceki ifadelerini reddetmişlerdir.
Öğrencilerin de aynen ifade ettiği gibi, belirli gün ve haftalarda her öğretmen belli günleri seçmişken, Ramazan Hoca Atatürk’ü anma gününü kendisi tercih etmiştir. 34 yıl boyunca müdürlük ve müdür yardımcılığı yapmış bir öğretmenin bu sözleri söylemesine imkân bulunmamaktadır.
Manisa Atatürkçü Düşünce Derneği’nin müvekkil öğretmene karşı yaptığı hakaret, aslında tüm öğretmenlere yapılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu konuya el atmasını bekliyoruz. Müvekkilime karşı görevden uzaklaştırma ve maaş kesintisi cezası alelacele imzalatılmış, ancak teslim edilmeyerek usulsüz işlem yapılmıştır.
Ramazan Hoca cezaevinde de zulme uğruyor. Gözlükleri olmadan çok az görebilen hocanın gözlükleri kendisine teslim edilmemiş, revire gitmesine rağmen şeker ve kolesterol ilaçları da temin edilmemiştir.
Kemalizm’in ülkemize verdiği bu zararlardan bıktık. Özgür Özel’in dediği gibi, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi “Atatürkçü subaylar darbeye destek vermek istiyor.” diye aranmışlardı. Aynı noktadayız. Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle darbe yapmaya çalışanlar yine onlardı. Zamanında başbakan asanlar da yine onlardı. Ne zaman Müslüman bir iktidar olsa darbe yapan da yine onlardı. Ama devlet içine sızmaya çalışıyorlar dediğimizde dikkate alınmıyoruz. Bu KETÖ yapısı, Mossad ve ABD güdümünde ilerlemektedir.
Millî istihbaratımızın, devlet içindeki KETÖ unsurlarını tespit etmesini temenni ediyoruz.
Biz müslüman bir milletiz. İslamda heykeller hoş görülmez. Bizim inancımıza saygı göstermek zorundalar. Adı ne olursa olsun hiçbir beşerin önünde eğilmeyiz. Allah cc emirlerini dinleriz, beşerin değil.
@iletisim@ikalin1@abakingurlek
@camideyizbiz Ne hatimli teravih namazı listesinde ne de 24 saat açık kalacak camiler listesinde Bakırköy ilçesinden tek bir cami bile yok. Bakırköyde cami mi yok? Müslüman mı yok? Ya da ramazan orayı pas mı geçecek?
Okumadan geçme!
Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumsal İletişim Müdürlüğü’nde koordinatör olarak görev yapan Yüksel Sezgin Bey anlatıyor:
“Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı 2015 yılı Ramazan programı kapsamında Etiyopya’ya gittim. Çok dinli, çok dilli, çok kültürlü bir ülke olan Etiyopya’da insanların cömertçe paylaştığı tek unsur yoksulluk.
Etiyopya tam bir tezatlar ülkesi; bir yanda Allah’ın insanlara bahşettiği topraklar, bir yanda aç insanlar; bir yanda lüks oteller, hemen çevresinde teneke mahalleler… Varlık da yokluk da iç içe… Bu tezatlar, Etiyopya’da kaldığımız süre içinde hep Hayâlî’nin:
‘Cihân-ârâ cihân içredir, ârâyı bilmezler,
Ol mâhiler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler.’
beytini hatırlattı.
Necaşi Hazretlerinin torunlarıyla bir arada olmak, Ramazan’da onların yüzünü güldürmek, Ramazan sevincini paylaşmak, sofralarına bir katkı sunmak amacıyla Etiyopya’nın değişik bölgelerinde bulunduk.
Bir iftar vakti, kaldığım yerde ezanla birlikte orucumu açtım. Sofrada, Türkiye’den götürdüğüm biraz Beypazarı kurusu, birkaç hurma ve kuru incir vardı. İftardan sonra akşam namazını kıldım ve çay içmek için bir kenara çekildiğimde Nureddin isimli bir imam yanıma geldi. Kendisine bir adet kuru incir ikramında bulundum. Hem sohbet ediyor hem de çaylarımızı yudumluyorduk. Nureddin, elindeki incirin yarısını ısırarak:
“Bu ne kadar güzel bir meyve, nedir bu meyve?” diye sordu.
Meyvenin incir olduğunu, Allah’ın üzerine yemin ettiği “Tîn” meyvesi olduğunu söyledim. Hayretle, “İncir bu mu?” dedi ve besmele çekerek Tîn Suresi’ni okumaya başladı. Elinde kalan yarım inciri büyük bir hürmet ve saygıyla bir peçeteye sardı. O yarım inciri ne yapacağını sordum kendisine.
“Allah’ın üzerine yemin ettiği bu inciri evime götüreceğim. Çocuklarımın ağzına birer parça koyacağım. Bir ömür damarlarımızda dolaşacak. Bu büyük bir nimet. Allah bize bu nimeti bahşetti; ne kadar şükretsek azdır.” dedi.
Ben de, “Siz o yarım inciri yiyin.” dedim ve yanımda bulunan bir paket inciri kendisine ikram ettim.
Büyük bir heyecanla paketi alarak:
“Allah’a yemin ederim ki hayatımda aldığım en değerli ve en büyük hediye bu oldu. Sizler ne kadar büyük insanlarsınız, ne kadar büyük bir milletsiniz. 3.500 kilometre mesafeden buraya geliyorsunuz ve Allah’ın Kur’an’da zikrettiği, üzerine yemin ettiği bir meyveyle bizi tanıştırıyor ve ikramda bulunuyorsunuz. Size ne kadar teşekkür etsek azdır. Yıllardır Etiyopya’nın değişik bölgelerinde sofralarımıza katkı sağlıyor, kestiğiniz kurbanlarla bizlere ikramda bulunuyorsunuz. Gelecekten ümidini kesmiş olan bizlere birer ışık ve ümit oldunuz. Allah sizlerden razı olsun.” dedi.
Bu duygularla Necaşi Hazretlerinin torunlarıyla vedalaşarak ülkemize döndük.”
Bu hatıra kime ne anlatır veya kimler bundan ne ders çıkarır bilmiyorum. Yalnız ben kendime söz verdim: İnşallah bundan sonra bir incir gördüğümde veya bir incir yediğimde Tîn Suresi’ni mutlaka okuyacağım.
Hayat kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de 95’inci suredir. Mekke döneminde inmiştir. Sekiz ayettir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1- İncire ve zeytine,
2- Sînâ Dağı’na,
3- Ve bu emin beldeye (Mekke’ye) yemin olsun ki;
4- Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
5- Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.
6- Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır.
7- O hâlde bundan sonra sana din gününü (hesap gününü) yalanlatan nedir?
8- Allah, hâkimlerin hâkimi değil midir?
Âmennâ ve saddaknâ… İnandık, iman ettik Rabbim… Yaratan ve yaşatan Sensin… Din gününün sahibi Sensin… Hâkimler hâkimi Sensin…
Sormak istediğim soru şu:
Sayısız nimetler içinde yaşayan bizler, neden Etiyopyalı Nureddin Hoca gibi bakamıyoruz?
Onun gibi göremiyoruz?
Onun gibi düşünemiyoruz?
O idrakte olsaydık, bir bardak suyu lüzumsuz yere akıtır mıydık?
İhtiyacımızdan fazla aldığımız ekmekleri naylon poşetlerde küflendirip, sonra da hiç vicdanımız sızlamadan çöpe atar mıydık?
Yaşadığımız bu dünyada israf ettiğimiz o nimetlere muhtaç olan milyonlarca insan olduğunu düşünmez miydik?
Heder ettiğimiz zenginliklerde diğer insanların ve doğacak bebeklerin de haklarının olduğunu unutmazdık.
Kendisine ikram edilen ve hayatında ilk defa gördüğü, ilk defa yediği yarım incir karşılığında şükür olarak Tîn Suresi’ni okuyan Etiyopyalı Nureddin kardeşimiz, Türkiye’de incir bahçeleri, zeytin bahçeleri olup da kıblesini şaşırmış, kitabından habersiz, israf içinde uyuşuk gafilleri görse ne derdi acaba?”
Gecenin 1.30 unda arabanın birinden gelen yüksek sesli müzikle uyanınca ne yaparsınız? Peki aynı araç aynı şekilde devam edip 112 ye defalarca şikayet etmenize rağmen çözülmediyse? Elinizde 6-7 farklı zamanda video var ve cimer şikayetleriniz de sonuç vermediyse? @EmniyetGM
@istanbul_EGM@selamiyldz3310 Son olarak araç şikayetlerinizi öğrenmiş ve gelip apartmanınızın önünde bekleyerek müzik çalıyor siz cama balkona çıkınca basıp gidiyorsa ve nerdeyse her akşam bu olayı yaşıyorsanız? @gul_davut@iletisim
Mısır’a ait buldozerler, Refah sınır kapısından geçerek Gazze’ye girdi ve Salah el-Din Caddesi boyunca merkez bölgelere doğru ilerledi.
▪️Buldozerler, enkaz kaldırma, yol temizliği ve geçici barınak kurulumu için bölgede çalışmalara başlayacak.
@murat_kurum Burda evi olmayan kiradaki vatandaş ile parası olup da yatırım yapmak isteyen vatandaş nasıl ayrılacak? Dar gelirli vatandaş biriktirmeye uğraşırken parası olan sertifikaları peşin peşin alacak
@denetlecomtr Hepsiburada daha da beter. Kdv dahil fiyattan komsyonunu alıp üstüne kdv ekleyerek kesinti yapıyor. İhracat ile ilgili sıkıntı da şu. Ayrı bir fiyat belirleyemiyorsunuz satıcı olarak. Kargo hizmet bedeli vs düşüp kalan tutarın yüzde 20 sini ihracat komisyonu olarak alıyorTrendyol