🔴 SAYIN CUMHURBAŞKANIM,
BU ÜLKE SAYIN MEHMET ŞİMŞEK’E MAHKÛM MU? ALLAH AŞKINA, BİRİ ÇIKIP AÇIKLASIN.
Adam üç yılı aşkın süredir Hazine ve Maliye Bakanı.
Enflasyon hâlâ milletin belini büküyor.
Hayat pahalılığı can yakıyor.
Esnaf perişan, emekli geçinemiyor, çiftçi üretemiyor, köylü kazanamıyor, memur ve işçi ay sonunu getiremiyor.
Kiralar el yakıyor.
Vatandaşa gelince vergi üstüne vergi, ceza üstüne ceza.
Milletin cebine uzanmaktan başka çözüm üretilmiyor.
Borsa yatırımcısı kan ağlıyor, fon krizleri binlerce insanı mağdur etti/ediyor.
Kredi faizleri yüksek, yatırımcı önünü göremiyor, üretici finansmana ulaşamıyor.
Peki, sayın Mehmet Şimşek hangi başarısından dolayı hâlâ o koltukta oturuyor?
Kim tutuyor bu adamı?
Kefili kim.
Neden vazgeçilemiyor?
Kimin adına bu ekonomi politikalarını yürütüyor?
Bu politikalar kime kazandırıyor, kime kaybettiriyor?
Köylü ağlıyor, kentli ağlıyor. Bakkal, manav, berber, marketçi, restorancı, sanayici, emekli, işçi ağlıyor.
Allah aşkına, milletin bu kadar şikâyet ettiği, vatandaşın hayatını kolaylaştıramayan bir ekonomi yönetiminde neden ısrar ediliyor?
Bu millet Mehmet Şimşek’e mahkûm mu?
Bu ülkenin kaderi bir kişinin koltuğuna mı bağlandı?
Bu ülkenin başka yetişmiş ekonomisti, başka maliye bakanı olacak insanı yok mu?
Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllardır kazandığı millet sevgisi ve güveni, bu ekonomi politikalarının ağır yükü altında neden yıpratılıyor?
Birisi çıksın, Allah rızası için açıklasın.
Mehmet Şimşek’in vazgeçilmez özelliği nedir? Milletin göremediği hangi başarısı vardır?
Bu kadar şikâyete rağmen neden hâlâ görevindedir?
Biz de bilelim, millet de bilsin, AK Parti seçmeni de bilsin.
Çünkü artık milletin sabrı da cebindeki parası da tükeniyor.
Bu millet bir bakanın koltuğunu korumak için değil, insanca yaşamak için çalışıyor.
Millet devlet için değil, devlet millet için vardır.
Devletin görevi milleti vergi ve cezayla bunaltmak değil, milletin refahını artırmaktır.
Bu milletin çektiği sıkıntıların bir açıklaması, bu ekonomi yönetiminin de bir hesabı olmalı.
BU YAZDIKLARIM BENİM KİŞİSEL TALEBİM DEĞİL, GEÇİM DERDİYLE MÜCADELE EDEN MİLYONLARIN TALEBİDİR.
Yıllarca her seçimde ,kemalizme ve devrimlerine karşı olmayı propaganda olarak kullanan iktidar günün sonunda değiştirmek istediği anlayışı kutsamakla övünüyor.
İnandığı gibi yaşamayan yaşadığına inandı malesef..
Hâlâ bu iktidardan İslami bir değişim bekleyen varmı acaba?...
🔴 Nureddin Yıldız:
Hastalığımın kesin bir tedavisi yok. Ciğer hastalığı ileri derecede bir rahatsızlık olduğu için 'Şu ilaçla veya şu uygulamayla tam olarak iyileşir' denemiyor.
Hastalığımla alakalı doktor bir kardeşimiz tahlillerime baktı ve 'Durumun çok da kötü değil, o ciğer seni en az 10 sene daha götürür' dedi. 'Yazıklar olsun! Sen bana 10 sene mi ömür biçiyorsun? Bana ya Kudüs’ün fethinden ya da hilafetten bahset' dedim. Ona yetmeyecek bir ömür benim için kısadır.
Benim, 'Kudüs fethedilecekse veya hilafet tekrar kurulacaksa yaşayayım' diye bir çizgim var. Ancak o gaye gerçekleşecekse Allah’ın beni yeniden diriltip yaşatmasını isterim. Sakallı bir hacı amca olarak anılıyor olmaktan hoşlanmam.
Nureddin Yıldız:
(Fon skandalı hakkında sorulan soru üzerine)
Ben bu toprakların çocuğuyum. Her ne kadar sistemle bir bağım olmasa da, hilafet için kıvranan birisi olsam da ortada bir zulüm, adaletsizlik, yolsuzluk varsa bundan Müslümanlar da her insan da rahatsız olur.
Fakat büyük bir hayal kırıklığı yaşamıyorum. Bu düzende daha iyisinin olmayacağını kırk defa biliyordum.
Bu dini Allah Rasulü siyasetçilere emanet etmedi. Kuran ehline ve alimlere emanet etti. Siyasetçinin vazifesi nesil yetiştirmek değil. Bu, gönüllere hitap edecek, insan eğitecek alimlerin işidir. Siyasetin vazifesi genel bir koruma bandı çizip onun etrafında güvenliği sağlamaktır. Fakat bu İslami yapıda böyledir.
Hilafeti kaldırmış, sistemi kökten değiştirmiş, ecdadıyla savaşmış bir yapıdan ben niye umut besleyeyim ki?
Organ bağışı yapmak caiz mi?
Bir insanın hayatını kurtarmak için organ bağışlamak dinen uygun mudur?
Bu videoda, organ bağışının fıkhî hükmünü, canlı ve vefat etmiş kişilerden organ naklinin şartlarını ve İslam’ın insan hayatına verdiği önemi ele aldık.
Şura Fıkıh Kurulu
Sayın Binali Yıldırım’ın açıklamaları, göğsünde iman ve vicdan taşıyan insanların gönlünde büyük bir talihsizlik, aynı zamanda büyük bir skandal olarak yer etmiştir.
Onun söyledikleri bizi temsil etmemektedir; bunlar şahsi görüşleridir. Hükümetimiz adına bizi ancak iman, adalet, hak ve vicdan ölçüleri çerçevesinde, Hakk’ın yanında duran açıklamalar temsil edebilir.
Başörtüsü meselesi, Azerbaycan’ın iç meselesi olarak geçiştirilemez. Tesettür, Allah’ın emridir. Ne zalimlerin baskısı ne de tehditleri Allah’ın emrinin üstündedir.
Bir insanın cumhurbaşkanı olması, halkın onun malı veya kölesi olduğu anlamına gelmez. Hiç kimse makamından güç alarak insanların inançları ve temel hakları üzerinde tahakküm kuramaz.
İslam, bir devletin sistemine aykırı düşüyorsa İslam değil, sistem sorgulanmalı ve değiştirilmelidir. Hakkı savunmak ve adaleti ayakta tutmak, her Müslümanın omuzlarında taşıdığı bir sorumluluktur.
Firavun dahi olsa hiç kimsenin halkına zulmetmeye, insanların inançlarını baskı altına almaya hakkı yoktur.
Unutmayın: Zulmü yapan Firavunlar varsa, karşısında Hakk’ı haykıran Musa’lar da vardır!
Afganistan'da kızların okuması engelleniyor diye devlet başkanına ceza kesen UCM ve saldıran güruh Azerbaycan'da kızların okumasına engel olan başkana destek çıkıyor. Demekki esas mesele sözde kadın hakları degil Islam düşmanlığı.
Hüdayi Vakfı’da sessiz kalmadı
“Fon krizi, çürümenin cüzdana da sıçradığını ilan etti. Helali haramı ayırmadan "köşeyi dönmek" marifet oldu. Uyuşturucu "yaşam tarzı", sanal kumar "fırsat" diye pazarlanıyor. Evlerin ocağı sönüyor, aileler borç ve utanç içinde dağılıyor. Mahremiyet perdeleri tek tek yırtılıyor, beden metaya çevriliyor, insan beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor.
Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.
Sanal kumar ve bağımlılık reklamları hâlâ serbestçe dolaşıyorsa, bu bir ihmal değil, tercihtir. Bu tercihin bedelini aileler ve nesiller ödüyor.
Tarih, çürümeyi görüp susanları da çürüyenlerle aynı sayfaya yazar. Çocuklarımızın neye alıştığı, yarın kim olacağımızı belirler. Haysiyetin incindiği, mahremiyetin satıldığı, şiddetin alkışlandığı yerde susmayacağız. Bu ihtarı duymayanlar, yarın çocuklarımızın sorusuna cevap veremeyecek.
İyiliği öğreteceğiz, yaşayacağız, yayacağız ve koruyacağız. Geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız.
Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı”
Iyi ki iyiler var
Cezayir'de yetim bir genç kıza düğün günü için ne dilediği soruldu..
Mahçup bir şekilde akşam yemeği için 2 tavuk istediğini söyledi..
Görüntüleri sosyal medyada hızla yayıldı..
Halk hediyeler gönderdi. Düğüne binlerce kişi katıldı..
Cezayir'in belki de gördüğü en kalabalık düğün oldu
İslam'ın tesettür emri olan başörtüsünü yasaklayanlar kimlerden tebrik ve övgü bekliyorlar.. Despot yönetimlerin İslam'a ve şiarlarına karşı olan kinleri belli ki asla bitmeyecek.
Fakat onlar istemesede Allah nurunu yeniden tamamlayacaktır..
#BaşörtüsüAllahınEmridir
Abdurrahim Şen ’den "davet metoduna" isabetli bir vurgu !
Rabbim, ümmetin tek bir çatı altında birleşmesine vesile kılsın.
#KöklüDeğişim#AlimlerVeMedreselerBirliği
Abdurrahim Şen’den İslam ve davet vurgusu
11’inci Alimler Buluşması’nda konuşan yazar Abdurrahim Şen, İslam’ın ilk yıllarında yaşanan hızlı genişlemeye dikkat çekerek, “İlk nesil nasıl anladıysa biz de öyle anlamalıyız” dedi.
📌 Geçmişte az sayıda Mushafla imparatorluklara hükmedildiğini, bugün milyarlarca Mushaf olmasına rağmen İslam’ın öz yurdunda hükümlerinin geçerli olmadığını vurguladı.
📌 Kudüs, Gazze ve Doğu Türkistan’da Müslümanların zulüm altında olduğunu, İslam coğrafyasının gayri İslami hukuk düzenleriyle yönetildiğini ifade etti.
📌 Davetin, sadece İslam’a çağrı değil; İslami hayatı öz yurdunda yeniden başlatma çağrısı olduğunu söyledi.
Hz. Peygamberin kızı Fatıma bile olsa affetmem.
Yavuz Ağıralioğlu, Çankırı’daki konuşmasında fon yolsuzluğu iddialarının adalet önünde soruşturulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini bu sözlerle dile getirdi.
#HalkBuradaSpkNerede#AnaParaYoksaGüvenYok#bıktık
🗣️İttihadul Ulema'nın düzenlediği 11. Alimler Buluşmasında konuşan Dr. Abdullaziz Kıranşal:
🔹Bugün İslam dünyasındaki düzenler tepeden tırnağa bozuktur.
🔹Mümin, Mütedeyyin, Başörtülü, Sakallı müminler sistemin bu kapısından giriyorlar, öbür taraftan kul ve kamu hakkına tamah edecek şekilde çıkıyorlar.
🔹Mütedeyyin bir gazeteci bu kapıdan giriyor, diğer kapıdan uyuşturucu partisi veren birisi olarak çıkıyor.
🔹Çocuklarımızı eğitim sisteminin bu tarafından sokuyoruz öbür taraftan kendi okuluna saldırı düzenleyen arkadaşlarını pompalı tüfekle vuran birisi olarak çıkıyor.