Bu insanlar potansiyel katildir. İlk linç tertibinde en önde yeralacaklardır. Takip altında yaşamalıdırlar. Yani sahiden kimse kimseyi öldürmesin isteniyorsa.
Atilla Uğur, seni insan hakları savunucuları iyi tanır. Kızıltepe’de işlediğin insanlık suçlarından, infaz ettiğin insanları koyduğun kamyon kasalarından, kaybettiklerinden, katlettiklerinden. Senin hukuktan, insanlıktan söz etme hakkın yok !!! Ama utanman da yok!
Özeleştirinin bir olgunluk olarak takdir edildiği değil, sürekli sana hatırlatılan kötü bir şöhrete dönüştüğü bir kültürde konuştuklarını çok iyi biliyorlar.
Fikri takibi zayıf bu toplumun çabuk unutup, fikri yandaşlarına karşı sonsuz bağışlayıcı, affedici olduğunun da farkındalar.
Egoları da büyük.
Yanıldıklarını kabul edemiyor, bir dala tutunup her seferinde haklı çıktıklarını iddia ediyorlar, “zaten ben demiştim”e bağlıyorlar.
Gazeteci de tarihçi de vaiz gibi dinleniyor.
Kimse “yanıldım”, “pardon”, “bilmiyorum” diyen vaizden bir daha nasihat almaz
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
🔴 Abdullah Öcalan meşruiyetini kimden aldı?
📌 Deniz Gezmiş’leri, Mahir Çayan’ları, İbrahim Kaypakkaya’ları romantize edip üzerlerinden siyaset devşirenler, konu Kürtlere gelince farklı bir tutum sergilemektedir. Bu, solun en büyük hatalarından da biridir. Ama mesele ne sadece solun ne de sadece sağın meselesidir; mesele evrenseldir…
✍️ Tuğçe Tatari'nin yazısı...
https://t.co/EIikZ9jGZo
@ttatari
Parti heyetimiz binlerce polis, TOMA ve barikatlarla kuşatılmış CHP İl Binası’na ulaşmaya çalışıyor.
Teslim alınmaya çalışılanın bir partiden çok fazlası olduğunun bilincine sahibiz.
Hangi tarafın çemberin içi hangisinin dışı olacağını belirleyecek olan halkların demokrasi ve özgürlük mücadelesi olacak.
@orhan_sener_@mustafa85yks Hocam neler söylüyorsunuz böyle? Neden sizden nefret edeyim?
Yayınlarınızı önemseyerek takip ediyorum, kimse de sizleri yok etmek istemiyor. Müsterih olun lütfen 🙂
@orhan_sener_@mustafa85yks Ben de epeydir okuyup dinliyorum. Söylediklerinden sonra sık sık rahatsız olurum; üzerine düşünür ve zamanla hak vermeye başlarım.
Pek çok şeye çomak sokuyor, evet — en çok da sizin mahalleye.
Gerekli mi? Bence gerekli
@orhan_sener_@mustafa85yks Söylediği her şey tartışmaya açıktır elbette, ama söylediklerinize asla katılmıyorum. Ön yargılarınızdan sıyrılıp birkaç yayınını dinlemenizi öneririm, eminim bazı konularda sizin de ufkunuzu açacaktır
@orhan_sener_@hulyakim Bazı demeçlerinde Kürtler ve Ermeniler için dile getirmekten imtina edeceğiniz söylemleri de var. Kürtlerden ve Ermeniler’den de nefret ediyor anlamı çıkar mı bundan? Bence yeterince tanımadığınız için böyle düşünüyorsunuz
@adanmishayat80@orhan_sener_ Türk’ü Türk yapan asli unsur Türkçe’dir. Soru sormadım ayrıca, Türkçe’de anlamın ne olduğunu idrak ederseniz ‘EN TÜRK’ siz olabilirsiniz