çıkart at gözlüklerini öyle bak.
sarallar’dan tut çakıcılara bunların tetikçiliğini yapan çizgi film karakterli çetelere alayı bırak ilişikliği mhp’nin ta kendisini oluşturuyor zaten.
70 yıldır iktidarda olan sağcıların önününüzü nasıl açtığına hiç girmiyorum bile.
70’lerin milli görüşçü veya ülkücü öğrencileri bürokrat oldu, yazar oldu, siyasetçi oldu, işadamı oldu. Sonradan tuhaflaşan, kendine ���filozof” diyen, hatta “Mesih” diyen bile çıktı :) ama terörist çıkmadı. 80 öncesindeki “devrimci öğrencilerden” bir çoğu ise muhtelif sol örgütlerin idarecisi oldu. Mihraç Ural onlardan biriydi. Mahir Damatlar tek tek anlatır hangi örgüt yöneticisinin 70’lerde hangi üniversitede “solculuk” yaptığını. Ama realitenin aksine sol hep sevgi pıtırcıklığı ile, sağ ise şiddetle anıldı.
Kültür-sanat-medya-iletişim alanında nesillerdir güçlülerdi. Bunların şiirleri okundu, türküleri söylendi, kitapları yazıldı, dizileri, filmleri yapıldı. Kanlı katiller romantize edildi. Hiçbiri merhamette ve vicdanda, sevgide ve duyguda o zamanın “sağcı” gençlik liderlerinin, Muhsin Yazıcıoğlu’nun veya Tayyip Erdoğan’ın tırnağı etmezdi. Dursun Önkuzu’nun ciğerlerini pompayla patlatarak katleden adamlar bunlar. Okuldan çıkamayan arkadaşlarına ekmek götürüyor diye katledilen Süleyman Özmen’in katilleri��� Büyüdüler yeni örgütler kurdular, dağa çıktılar, Suriye’ye gittiler, duramadılar orada da silah alıp insan ölürdüler. Yetmedi Reyhanlı’da insanımızı katlettiler. Bize ise tam tersi hikayeler anlatıldı “Çemberimde gül oya…” diye. Realitede gül mül yoktu kan ve silah vardı. “Hatırla sevgili” dediler. Şükür ki hatırlıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız.
Afrika’nın Che’si Thomas Sankara 37 yıl önce bugün katledildi.
“Emperyalizm, yalnızca toprakları fethetmek için silahlarla gelenlerin uyguladığı acımasız biçimde ortaya çıkan bir sömürü sistemi değildir. Emperyalizm çoğu zaman daha ince ve örtülü biçimlerde kendini gösterir: bir kredi, gıda yardımı, şantaj… Biz, yeryüzündeki bir avuç insanın tüm insanlığı yönetmesine olanak tanıyan bu sisteme karşı mücadele ediyoruz.”
Devletin Mahir Çayan korkusu
Haziran ayında Dipnot Yayınları tarafından yayımlanan Mahir Çayan Kitabı: Toplu Yazılar ve Üzerine Yazılar, “örgüt propagandası” iddiasıyla toplatıldı. Kitabın yayın yönetmeni hakkında da dava açıldı.
İstanbul'da sıradan bir yağmurda bile can kayıpları yaşanıyor. Milyonlarca insan sele ve depreme dayanıklı bir şehir talep ederken, iktidar her gün başka bir belediyeye çökmenin peşinde.
Bu can kayıplarının ve maddi hasarın sorumlusu, belediyeleri çalışamaz hale getiren AKP'dir.
AKP, bakanından bürokratına, ilçe örgütlerinden genel merkezine kadar büyük bir yolsuzluk ve çürüme içerisindedir. Bu çürüme, topluma açlık, sefalet ve savaş olarak geri dönüyor. Bu çürüme konuşulmasın diye operasyonlar ve sansür uygulanıyor.
Sabahın erken saatlerinde Halk TV'nin binasının polis zoruyla basılması da AKP'nin işlediği bu suçlar konuşulamasın diye başlattığı bir saldırıdır.
Suça batmış bakanlar gözaltına dahi alınmazken, fon soygununu konuşan kanallara dönük bu saldırı, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırıdır.
Bu iktidarın halka vereceği tek bir faydalı şey kalmamıştır. İktidar, krizden çıkmak için saldırıyor. Savaş çığırtkanlığı yapıyor.
Bu iktidar, seçim çağrıları ve sandık siyasetiyle geri adım atmayacak.
Sokakta geri adım atmayan bir mücadeleyle kaybedecek. AKP'nin düzenine teslim olmadık, olmayacağız.
Mesele Mekke-Medine Değil, Suudilerin Enerji Güvenliğidir
AKP-MHP iktidarı sözcüleriyle ve bütün medya gücüyle bir süredir Ensarullah Hareketi'ni hedef hâline getirmektedir. Mezhepçi ideolojik saldırının yanında bilindik Suudi yalanını tekrar ediyorlar: Husiler, Kâbe'ye saldırıyor!
Oysa gerçek ortada: Mesele Kâbe saldırısı veya Mekke-Medine değil, mesele Suudilerin enerji güvenliğidir.
Bilindiği gibi Ensarullah Hareketi, İsrail'in Filistinlilere dönük katliamına ve ABD'nin bölgesel yayılmacılığına karşı başlattığı operasyonlardan sonra hedef hâline geldi.
Mekke İttifakı, tarafların iddia ettiği gibi bir savunma anlaşması değildir. NATO'nun uzantısı bir birliktir. Bu hâliyle ABD'nin bölgesel çıkarlarının bir aparatı olan bir birliktir. Ancak sadece ABD'nin değil, onunla iş birliği içerisinde Türkiye tekelci sermayesinin ve Körfez ülkelerinin kâr uğruna halkları birbirine kırdırtmak için kurduğu bir birliktir.
AKP-MHP'nin dış politikası Filistinlilerin, Yemenlilerin kanının dökülmesi üzerine kuruludur.
Ayrıca iktidar, içerideki her sıkışmayı aşmanın bir yolu olarak da tepkileri dışarıdaki bir güce kanalize etmeyi görüyor.
Emekçilerin fakirleşmesi, seçmenin iradesine çökülmesi, emeklilerin intiharları, fon soygunu konuşulmasın isteniyor.
Bizler, bu ülkenin devrimcileri olarak ABD emperyalizminin ve onun güdümündeki Mekke İttifakı'nın savaş politikalarına karşı halklar arasındaki barış için mücadele edeceğiz. AKP-MHP iktidarının savaş politikalarına karşı mücadele edeceğiz.
Bu cumartesi İzmir Adalı Kültür Derneği'nde Kürt köyüne atanmış bir Türk öğretmenin okula yeni başlayan çocuklarla yaşadıklarını anlatan "İki Dil Bir Bavul" filmini izleyeceğiz.
Etkinliğimiz herkesin katılımına açıktır. Katılım formuna biodaki linkten ulaşabilirsiniz.
Devlet Bahçeli: (Fransa'daki öğrenci eylemleri hakkında)
“Gençlerimize sesleniyorum; Fransa'ya heveslenmeyin, batı emperyalizmine kapılmayın.
Türkiye'ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun.”
Nadejda Krupskaya'dan Gençliğin Örgütlenmesi Üzerine | Çeviri yazı
Bu metin Bolşevik devrimci Nadejda Krupskaya’nın 20 Haziran 1917’de Pravda gazetesinde yayımlanan “Gençliğin Birliği”, “İşçi Gençliği İçin Mücadele” ve “İşçi Gençliği Nasıl Örgütlenmelidir?” başlıklı üç metninden oluşmaktadır.
https://t.co/Rramc071J0
Fransa’da Yükselen Direniş İktidarın Korkusu Oldu!
Devlet Bahçeli yaptığı konuşmada Türkiye’deki gençlere seslenip “Fransa’ya heveslenmeyin, batı emperyalizmine kapılmayın” diyor. Bu konuşma iktidarın gençlikten nasıl korktuğunu göstermektedir. Ancak bu konuşmanın bir de iki yüzlü yönüne bakalım:
Batı emperyalizmine kapılmayın diyenler; memleketin dört bir yanını emperyalistlere peşkeş çekmemiş midir? NATO için yüzlerce genci tutuklayanlar değil midir? Trump’ın “en yakın dostu” değil midir? MHP denen parti CIA tarafından kurulmadı mı?
Öte yandan gençliğe Fransa’ya heveslenmeyin diyenler ülkesinde gençleri çeteciliğe, mafyacılığa özendiriyor.
İki yüzlü siyasetinizi iyi tanıyoruz. Korkmaya devam edin.
Gençlik geliyor. İktidarlarınızı titrete tirete yürüyeceğiz!