MTAIC Genel Müdürü Sayın Dr. Nail Yıldırım başkanlığındaki heyetimiz, Pakistan’da gerçekleştirdiği temaslar kapsamında ülkenin madencilik sektörünün önde gelen kamu kurum ve kuruluşlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirdi.
30 ülkeden 300’den fazla yayınevinin katılımıyla gerçekleşen @arabicbookfair’da, @ASPArabic tarafından Arapça tercümesi yayımlanan kitabımızın imza gününü geride bıraktık.
Etkinlik kapsamında @trtarabi ekibiyle gerçekleştirdiğimiz mülakatta, savunma sanayii tarihini odağına alan kitabımız üzerine keyifli bir söyleşi yaptık.
Bu kıymetli organizasyonda emeği geçen herkese ve kitabımıza ilgi gösteren tüm okurlarımıza teşekkür ederim.
ما الذي ينبغي أن تكون عليه الجامعة الإسلامية؟
إن القيمة الحقيقية لجامعة تركيا الدولية الإسلامية لن تُقاس بعدد كلياتها أو مبانيها، بل بقدرتها على أن تصبح فضاء تُطرح فيه الأسئلة التي لم يجرؤ العالم الإسلامي على طرحها منذ عقود، وأن تسهم في إنتاج نموذج معرفي جديد، يزاوج بين أصالة الوحي وصرامة العقل
https://t.co/HZQRvO05gM @AJArabic
Yeni Yayın!.
Tekkelerin Seddinin 100. Yılı | Tarih, Toplum ve Düşünce
Değerli Ali Satan'ın editörlüğünde hazırlanan kitapta benim de "Tekkeler Kapatılırken Diyanet İşleri Başkanlığı: Kurumsal Suskunluğun Teo-Politiği" başlıklı bir bölümüm yer alıyor.
Hayırlara vesile olsun..
@tezkirekitap@alisatantarih
Prof. Ali SATAN’ın editörlüğünde hazırlanan “Tekkelerin Seddinin 100. Yılı: Tarih, Toplum ve Düşünce” kitabı kitapçılarda ve online kitap satış platformlarında yerini aldı.
https://t.co/xMuuYlVCzC
TRT “Asırlık Gece” dizisi ile çok büyük bir iş başardı. Hem sinematik açıdan çok mükemmel bir çekim söz konusu hem de belgesel olarak o gecenin tüm önemli isimlerini konuşturmuş. Ama bundan da önemlisi ortaya konulan eser toplumu işin kaynağına yöneltti.
FETÖ’nün gerçek yüzünü gözler önüne seren binlerce sayfa iddianame ve mahkeme belgelerini yıllarca sadece işi gereği sınırlı sayıda insanlar okuduk. Bu dizi sayesinde artık çok daha geniş bir kitle okuyor.
Editörlüğünü Prof. Dr. Birsen Banu OKUTAN’ın yaptığı, aralarında kendisinin ve fakültemiz hocalarından Arş. Gör. Abdullah AYAZ’ın da yazılarının bulunduğu “Anlatılmayan Yönleri ile Saha Araştırması” adlı çalışma Tezkire Yayınları’ndan 2026 tarihiyle yayımlandı.
Prof. Dr. Birsen Banu OKUTAN’ın editörlüğünde hazırlanan “Anlatılmayan Yönleri ile Saha Araştırması” kitabı kitapçılarda ve online kitap satış platformlarında yerini aldı. https://t.co/MrhIfGOcE8
Araştırmacı-Yazar Muhammed Zeki Mirzaoğlu ile @MuhamedzekiKurt Hz. Muammed'in (as) sosyal ve siyasal mesajını (post)modern dünyaya nasıl taşınabileceğini ve anlaşılabileceğini @tezkiredergisi
için konuştuk. https://t.co/YWMf21G3Sj
Anthropic Davası: Yapay Zekâ Çağında Yayıncıların Haklarını Kim Koruyacak?
Geçtiğimiz hafta, kitap yayıncılığı ile yapay zekâ arasındaki ilişkiyi kökten değiştirebilecek nitelikteki Anthropic davasına kısaca değinmiştim. Ancak bu konuda yayıncı dostlarımdan gelen sorular ile birlikte dava ile birlikte mevcut durumu toparladım. Araştırmamın ardından gördüm ki mesele, yalnızca hukuk çevrelerinin ya da teknoloji şirketlerinin tartışacağı teknik bir konu değil. Aslında bu dava, kitapların nasıl üretileceğini, yayıncıların hangi haklara sahip olacağını ve kültürel üretimin geleceğini doğrudan ilgilendiriyor.
Dava, Anthropic şirketinin büyük dil modelini eğitmek amacıyla telif hakkıyla korunan milyonlarca kitabı Library Genesis (LibGen) ve Pirate Library Mirror (PiLiMi) gibi korsan dijital arşivlerden izinsiz kullandığı iddiasıyla üç yazar tarafından başlatıldı. Ancak süreç kısa sürede bireysel bir telif uyuşmazlığını aşarak yaklaşık yarım milyon hak sahibini kapsayan dev bir toplu davaya dönüştü.
Bu dava, yayıncılık dünyasının önüne üç temel soru koymaktadır: Yapay Zeka şirketleri, yayıncıların büyük yatırımlarla oluşturduğu kitap kataloglarını hangi hukuki sınırlar içinde kullanabilir? Yayıncıların editoryal emeği, çeviri yatırımları ve oluşturdukları yayın portföyü dijital çağda nasıl korunacaktır? Ve en önemlisi, yayıncılığın geleceğini teknoloji şirketleri mi belirleyecek, yoksa fikrî mülkiyet hukukunun koruduğu yayıncı ve yazar hakları mı?
Bir yayıncı olarak bu davayı yalnızca bir teknoloji şirketi hakkında verilmiş hukuki bir karar olarak görmüyorum. Bu dava, yayıncıların dijital çağdaki haklarının korunup korunamayacağını belirleyecek tarihî bir eşiktir. Çünkü yayıncılık yalnızca kitap basmak değildir; yeni fikirleri keşfetmek, onları editoryal süreçlerden geçirerek topluma kazandırmak, önemli finansal riskler üstlenmek ve kültürel hafızayı geleceğe taşımaktır. Yapay zekâ sistemlerinin beslendiği bilgi havuzunun önemli bir bölümü de yayıncıların onlarca yıllık yatırımları sayesinde oluşmuştur.
Mahkemenin en önemli mesajı açıktır: Yapay zekâ şirketleri telif hakkıyla korunan eserleri sınırsız ve denetimsiz biçimde kullanamaz. Mahkeme, yapay zekâ eğitimi konusunda belirli koşullarda “adil kullanım” değerlendirmesi yapmış olsa da, eserlerin korsan kaynaklardan elde edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Bu ayrım, teknolojik yeniliğin fikrî mülkiyet haklarının üzerinde olmadığını göstermektedir. Hiçbir teknoloji şirketi, yayıncıların yıllarca emek ve sermaye harcayarak yayımladığı kitapları ücretsiz bir veri deposu olarak göremez.
Korunması gereken yalnızca yazarın telif hakkı değildir. Yayıncı da fikrî üretim zincirinin asli aktörüdür. Bir kitabın ortaya çıkması; editörün, çevirmenin, redaktörün, tasarımcının ve yayıncının ortak emeğinin yanı sıra ciddi mali yatırımların sonucudur. Yapay zekâ şirketleri yalnızca metinlerden değil, yayıncıların oluşturduğu ekonomik ve entelektüel değerden de yararlanmaktadır.
Türkiye açısından bakıldığında ise bu dava önemli bir uyarıdır. Yayıncı meslek birlikleri ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar artık gecikmeden ortak bir stratejiye dönüştürülmelidir. Telif hukukunun güncellenmesi, yapay zekâ şirketleriyle yapılacak lisans sözleşmelerinin temel ilkelerinin belirlenmesi ve dijital içeriklerin kullanımını takip edecek ortak mekanizmaların kurulması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Bununla birlikte yayınevleri de yalnızca yeni düzenlemeleri bekleyen kurumlar olarak kalmamalıdır. Yayıncı meslek birlikleri ve yayınevleri öncelikle ortak bir dijital hak yönetimi stratejisi oluşturmalı; hangi eserlerin yapay zekâ sistemlerinde kullanıldığına ilişkin bilgi paylaşımını sağlayacak izleme mekanizmaları geliştirmelidir. Böylece herhangi bir eserin izinsiz biçimde veri setlerine dâhil edilmesi durumunda sektör, tek tek yayınevlerinin çabasıyla değil, ortak bir kurumsal yapı üzerinden hızlı ve etkili biçimde harekete geçebilir.
@dekmeb@YAYFED@tbymorg
MTA Uluslararası Madencilik A.Ş. (MTAIC) Genel Müdürü Dr. Nail Yıldırım ve beraberindeki heyet Büyükelçiliğimizi ziyaret etmiştir.
Ziyarette, madencilik sektöründe Türkiye-Kırgızistan iş birliği konuları hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur.
İlki Tezkire Dergisi’nin "Dört Mevsim Bir Bahar Arap Devrimleri" sayısı olmak üzere 2021’de “İslâm Devleti Sonrası Siyasal İslâm” adlı makalesi ve 2022’de de “Bir Seküler Ilımlı Çokkültürlülüğün Çelişkileri” makalelerini çevirdiğim Prof. Salman Sayyid, Enstitü Sosyal @enstitusosyal_ himayesinde gerçekleşen Dünya Dekolonizasyon Forumu 2026 @wdecolonization’da… #WDF2026
I recently published an article @avrasyaetudleri analyzing the evolution of the UAE’s Syria policy. It argues the UAE’s shifting positions reflected a strategy shaped by threat perceptions, economic considerations, and geopolitical shifts. #UAE#Syria https://t.co/wza0DuV5Om
Suriye konusunda Kurumlararası Eşgüdüm Grubu Toplantısı’nın on dördüncüsü, Bakan Yardımcımız Büyükelçi Musa Kulaklıkaya başkanlığında düzenlendi.
Toplantıda, Suriye’yle ikili ilişkilerimiz çerçevesinde kurumlarımızca yürütülen çalışmalar ele alındı.
Cezayir Cumhurbaşkanı Sayın Abdülmecid Tebbun, resmi ziyaret kapsamında ülkemizi ziyaret ediyor.
Cezayir tarihiyle, kültürüyle ve aramızdaki derin bağlarla bizim için çok kıymetli bir ülke.
Bu bağın en özel isimlerinden biri de Cezayir’in kurucu liderlerinden, kahraman ve münevver şahsiyet Emir Abdülkadir el-Cezayiri’dir.
Kendisi yalnızca sömürgeciliğe karşı direnişiyle değil; ilmi, irfanı ve manevi derinliğiyle de müstesna bir yere sahiptir.
Emir Abdülkadir, Şam’a gitmeden önce 1852-1855 yılları arasında Bursa’da yaşamış; Osmanlı arşivlerinde bu döneme ait kıymetli evraklar yer almıştır.
Bizi birbirimize bağlayan en özel tarihi hadiselerden biri de hiç şüphesiz bu ortak hafızadır.
🇹🇷 🇩🇿
Yıllardır üzerinde çalıştığım Kurban konusunu, çok şükür, rabbim bir kitaba bağlamayı nasip etti.
Kurban üzerine tarih boyunca süregelen bütün tartışmaların gelip dayandığı bir sembol olarak İsmail'in Gülüşü kitap için başlık oldu.
İsmail’in Gülüşü burada yalnızca bir tarihî anekdot değildir. O, bu kitap boyunca tekrar tekrar karşımıza çıkacak olan büyük bir semboldür: Dışlananın dönüşü, susturulanın sesi, kurban edilmek istenenin özne hâline gelişi, görünmez sayılanın tarih sahnesine çıkışı. Bugün Gazze’de, yoksulluğun ortasında, kuşatma altında, sürgünde veya ayrımcılığa maruz bırakılmış her yerde aynı gülüşün yankısı duyulabilir. Çünkü egemenlik çağlar boyunca değişmiş, araçları farklılaşmış, dilleri modernleşmiş olsa da dışlama mantığı büyük ölçüde aynı kalmıştır.
Gazze’de bombalar altında doğan çocukların, enkaz başında ekmek bekleyen annelerin, toprağa verilen kardeşinin ardından ayağa kalkıp yürümeye devam eden gençlerin taşıdığı ruh hâli, İsmail’in Gülüşü'nün çağdaş suretlerinden biridir. Çünkü modern egemenlik, kendisini çoğu kez çıplak hayatlar (homo Hacer) üreterek kurar: Yaşamasına izin verilen ama onuru tanınmayan, nefes almasına müsaade edilen ama hak sahibi sayılmayan, sayılabilir ama sevilebilir görülmeyen hayatlar… Fakat bazen bu çıplak hayatlar, kendileri için çizilmiş kurban rolünü reddeder; edilgen mağdur değil, etkin özne olarak ortaya çıkar. Gazze’de olan budur.
İsmail’in Gülüşü, işte tam burada kurban kavramını yeniden düşünmeye davet ediyor.
“Ve çocuk büyüdü, ve sütten kesildi [...] Ve Sara, Mısırlı Hacer’in İbrahim’den olma oğlu İsmail’in güldüğünü gördü ve İbrahim’e dedi: Bu cariyeyle oğlunu dışarı at; bu cariyenin oğlu benim oğlum İshak’ın mirasına ortak olmasın” (Yaratılış, 21: 9-10).
@beyanyayinlari
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Millî Savunma Bakanlığında bir araya geldi.
#MillîSavunmaBakanlığı#YaşarGüler