Milli Eğitim Bakanlığı'nın ara tatil uygulaması (öğretmenlerin tatili değil) kararı başlangıçta belki de çok tartışılıp incelenerek alınan bir karar değildi. Ama gelinen noktada elimizde veriler var ve çok da yanlış bir uygulama degil gibi görünüyor...
@zafersahin06 Gerçekten anlamaya çalışıyorum. Bakanlık eğitim fakültelerinden ne istedi de yapılmadı? Akademi gerçekten yeni ve farklı ne getirdi? Gerçekten onca yetişmiş akademisyen ve tamamlanmış alt yapı varken neden yeniden kaynak israfı yapıldı. Sizce de bu bir israf mı?
@mkulunk Aliyev her ne yaparsa haklıdır. İran'dan bahsediyoruz. pkkyi bize karşı desteklemiş kuzey Irak'ta bizi açık tehdit etmiş daha düne kadar bölgede bizim aleyhimize operasyonlar yapmış Ermenistan'a açık destek vermiş ve Azerbaycani tehdit etmiş... İran'dan bahsediyoruz
@shahidovcom Yorumları hiç dikkate almayın, birçoğu kasıtlı planlı... Azerbaycan güvenliğini istediği gibi korur , çıkarına göre dilediği gbi hareket eder. Onun menfaati bizim menfaatimizdir... bizlerde sorgusuz sizin yaninizda yer alırız... Bu hicbirzaman değişmez ... İki devlet tek millet
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
Alperen Şengün’e soruyu soran İsrailli.
Soru tam bir tuzak. Akıl, İsrail aklı.
Bugün aynı maçta sahaya çıkacağı İsrailli oyuncuyla ilgili en ufak bir şey söylese hayatını mahvedecekler.
Bu noktada Amerikalıların bile “akıllıca cevap verip sıyrılmış” dediği yerde 23 yaşında, bugün sırtında ay-yıldız taşıyacak değerimizi harcayanlar var.
Hep merak ediyoruz ya.. “Bizim niye lobimiz yok? Biz niye güçlü değiliz?” diye.
Bir İsraillinin tuzağıyla kendi değerlerimizi satacaksak daha çok sorarız bu soruları.
ABD burası. En küçük hatanda adamı duman ederler.
Yıllardır Filistin davasını da Gazze davasını da en üst düzey Amerikan kurumlarına taşımış bir Türk gazeteci olarak duruşum budur.
İsraillinin kurduğu tuzakla kendi evladımızı satmaya hevesli değiliz.
Devlet üniversitesinde görevli profesöre 131 bin, Milli Eğitim Akademisindeki profesöre 216 bin tl maaş vereceksiniz. MEB’de başöğretmene 82 bin Akademide 121 bin. Bu mahkemeden döner. Eşitlik ilkesine aykırı. Akademiye, uzman ve başöğretmeni hangi ölçüte göre seçeceksiniz?
Orman yangınlarını söndürmek için karşı yangın taktiği kullanıldığını duymuştum. Son günlerdeki Epstein dosyalarına bir de böyle bakmak lazım. Karşı yangın taktiği acisindan
@GunterFehlinger@RTErdogan First, learn to say "Türkiye." Then, if you meet the necessary conditions in 2035, perhaps we can form an alliance with you.
Eğitim Fakülteleri “öğretim kalitesi, araştırma kapasitesi ve uluslararası görünürlük” bakımından önemli bir başarı göstermiştir. Tam bu aşamada Bakanlık ve YÖK, Eğitim Fakültelerinin işlevini tartışmaya açıp öğretmen yetiştirmede başka bir modele geçiyor. 200 yıldır arıyoruz!
YANLIŞ TEŞHİS, YANLIŞ ÇÖZÜM
Sayın Bakan, eğitim fakültelerini yetersiz bularak akademileri gündeme getirdi. Oysa YÖK’ün bugün açıkladığı dünya genel sıralamalarında, eğitim bilimleri alanının diğer alanlara göre daha üst sıralarda yer aldığı görülmektedir.
Bakanlığımız, akademiler konusunda bu yanlıştan dönmeli; akademileri öğretmen yetiştirme yeri olarak değil, 1 milyon öğretmenimizin mesleki gelişimini destekleyecek hizmet içi eğitim merkezleri olarak konumlandırmalıdır. Öğretmen yetiştirme görevi ise bilimsel ve kurumsal zeminiyle eğitim fakültelerinde sürdürülmelidir.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
Uluslararası sıralamalarda ülkemizi en üst sıraya taşıyan eğitim fakültelerimize gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Bu birikimi zayıflatırsak bir daha yerine yenisini koymamız imkansızdır. Eğitim fakültelerimizin dünya çapındaki saygınlığını bilen ülkeler mezunlarımızı kendi eğitim sistemlerine gittikçe daha çok dahil ediyorlar. Yükseköğretim sistemimiz eğitim fakültelerine daha çok araştırma görevlisi, öğretim üyesi kadrosu vererek dunyada öncü bu araştırma kültürünün güçlenmesine destek olmalıdır.
@NikosMichailid4@StateDept You are truly mentally ill. Look after your own peace and well-being. Try to contribute to humanity. Are you crazy, provoking us like this? It would only take us two days to destroy you. Besides, we don't care about you. Your threats have no effect on us.
Bu ve bunun gibi hadsizler bilmeli ki, biz aile içinde "evlatlarımızın geleceği" için hükümetin icraatlerini en sert şekilde eleştirebiliriz ama Türk halkının seçtiği Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'nın ayakkabısının bağını bile almak isteyenin aklını alır, topyekün canımızı ortaya koyarız! Biz Atatürk'ün torunlarıyız. Dedelerin anlatmadı mı sana?
Türkiye'deki yükseköğretim sisteminde son dönemde dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı: 106 üniversite akademik kadro ilanı yayımlamış durumda.
Bu, yüzeysel bakıldığında umut verici bir hareketlilik gibi görünebilir. Ancak rakamların perde arkasındaki dağılımı, sistemin kronik yaralarını daha da belirgin hâle getiriyor.
İlanların yaklaşık %90'ı mevcut kadroların içinden yükseltme (promotion) niteliğinde. Yani, sistem kendi içinden sınırlı sayıda akademisyeni üst unvanlara taşıyor. Yeni giren genç doktorlar için açılan kadro oranı ise %7 civarında. Bir diğer küçük dilim ise yaklaşık %3 oranında araştırma görevlisi kadrolarını oluşturuyor.
Bu tablo, acı bir gerçeği resmediyor:
Akademide yukarıdan şişme (enflasyon) devam ederken, alttan beslenme kanalları neredeyse kurumuş durumda.
Sonuç gayet net: Tecrübeli hocalar üst sıralarda birikiyor,
Orta kuşak sıkışıyor,
Gençler ise giriş kapısını neredeyse bulamıyor.
Bu durum sadece bireysel kariyer planlarını değil, üniversitelerin uzun vadeli entelektüel canlılığını, yenilik kapasitesini ve kuşaklararası bilgi aktarımını da tehdit ediyor.
Sürdürülebilir bir akademi için illa devasa kadro artışı gerekmiyor; ama en azından gerçek anlamda yeni girişe alan açılmalı. Aksi hâlde şişkin üst katmanların altında kalan sistem, kendi ağırlığı altında ezilmeye mahkûm.
Düşünmeye ve tartışmaya değer…
Dünyada ilk defa! 🌍🇹🇷
🛫 İki İnsansız Savaş Uçağı Otonom Yakın Kol Uçuşunu Başarıyla Gerçekleştirdi!
World’s first! 🌍🇹🇷
🛫 Two Unmanned Fighter Aircraft have successfully performed autonomous close-formation flight!
Bayraktar #KIZILELMA ✈️🚀🍎
#MilliTeknolojiHamlesi 🌍🇹🇷
@ArchysLife Thank you for pointing that out. Sometimes we mistakenly approach Europe in a more friendly manner. But these exchanges bring us back to ourselves. Thank you.
Şırnak Üniversitesi'ndeki tuhaflıklara bir yenisi daha eklendi. Rektör Abdurrahim Alkış, süresi 31 Aralık'ta dolacak ilana "kendisine itaat edenleri" atayacağını duyurarak kazananları isim isim açıkladı. "Benim mutlak irademe başkaldıran beyinsiz güruh" diyen Alkış, "YÖK'ten tam destek aldığını" söyledi:
“Kimin ne dediğini, kimin ne yaptığı, kimin kimlerle ne işler karıştırdığını bilmediğimi sanan ahmaklar ziyandadır. Bu kurumun duvarları bile benimle konuşur; koridorların yankısı bile bana rapor verir. Üniversitemizin karanlık köşelerinde yuvalanan, benim mutlak irademe karşı başkaldıran üniversitemizdeki zavallı ve beyinsiz bir güruhun benim kararlarıma karşı haber yaptıranların başına neler getirdiğime bakın da ibret alın.
Akıllarınca bana savaş açıp kazanacaklarını sanan ahmaklar hakkında YÖK Başkan��mız Sayın Erol Özvar ve YÖK Başkanvekili Sayın Metin Topçuoğlu ile telefonda görüştüm. Bu üniversiteyi iradesiyle kucaklayıp dünyaya tanıtan benim gibi bir rektöre başkaldıracak kadar ileri giden ahmakların akıbeti hakkında konuştuk ve bunları üniversitemizde barındırmayacağımı bizzat ilettim ve onaylarını aldım.
Bana sadakatle bağlı olanları yükseltmem ve bana başkaldıran hainleri ise üniversiteden atmam için YÖK başkanımız ve başkanvekilimizin tam desteğini almış rektörünüz olarak artık bana en küçük bir yanlış yapanı asla affetmeyeceğimi bilmenizi istiyorum.
Dinimiz İslam'da da emrolunduğu üzere yöneticilere itaat farzdır hükmü gereğince sizi yönetmeye muktedir olan Rektörünüz olarak sizden artık tam itaat istiyorum. Tam itaatle ve sadakatle bana bağlı olanları ödüllendirip terfi ettireceğim gerçeğini bugün çıktığımız Öğretim Üyesi ilanıyla hepinize emsal olarak gösteriyorum. İbret almak isteyenleriniz üniversiteden attıklarıma baksın, örnek almak isteyenleriniz ise taltif edip yükselttiklerime baksınlar.”
Haber | Oğuz Ok