🔴Astsubay haklarının iyileştirilmesi için sunulan 2/3369 sayılı kanun teklifi meclis komisyonlarında beklemektedir.
🔴250 bine yakın aileyi ilgilendiren bu sistemin bütçeye maliyeti, hesabı sorulmayan örtülü ödeneğin üçte biri kadardır ve esamesi okunmayacak bir paradır.
➡️Hukukçu Yalçın Tunçbilek anlattı.
@kerimaktacir@TuncbilekN
Buyrun AI ile Geniş Bir Özet;
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Sisteminde Fırsat Eşitliği, Mesleki Statü ve Hukuki Öngörülebilirlik: Astsubayların Özlük Hakları Üzerine Akademik Bir Değerlendirme
Özet
Fırsat eşitliği, demokratik toplumların sürdürülebilirliği açısından yalnızca bireysel hakların korunmasını değil, aynı zamanda kurumsal aidiyetin, toplumsal güvenin ve kamu hizmetlerinin etkinliğinin güçlendirilmesini sağlayan temel ilkelerden biridir. Kamu personel sistemlerinde fırsat eşitliğinin zedelenmesi, bireylerin yalnızca ekonomik haklarını değil, aynı zamanda kurumsal bağlılıklarını ve mesleki motivasyonlarını da olumsuz etkileyebilmektedir.
Bu çalışma, Türk Silahlı Kuvvetleri personel sistemi içerisinde astsubayların eğitim düzeyi, kariyer gelişimi, özlük hakları ve emeklilik sistemine ilişkin tartışmaları sosyal adalet ve fırsat eşitliği perspektifinden incelemektedir. Çalışmada özellikle eğitim seviyesindeki değişimlere rağmen statü ve özlük haklarının aynı ölçüde güncellenmemesi, emeklilik sistemindeki aylık bağlama oranları, SGK primleri ile emekli maaşları arasındaki ilişki ve hukuki öngörülebilirlik ilkesi değerlendirilmektedir.
Ayrıca 04 Nisan 2026 tarihinde Ankara Anıtpark'ta gerçekleştirilen Büyük Astsubay Mitingi kapsamında dile getirilen talepler sosyal politika ve kamu yönetimi açısından analiz edilmekte; kurumsal aidiyetin güçlendirilmesi için liyakat, kariyer sistemi ve hukuki güvenlik ilkelerinin önemi ortaya konulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Fırsat eşitliği, sosyal adalet, astsubay, TSK personel sistemi, hukuki öngörülebilirlik, özlük hakları, emeklilik sistemi.
Abstract
Equality of opportunity constitutes one of the fundamental principles ensuring social cohesion, institutional trust, and sustainable public administration. Within public personnel systems, inequalities affecting career development, remuneration, and retirement rights may weaken institutional commitment and reduce motivation.
This study examines the position of non-commissioned officers within the Turkish Armed Forces personnel system from the perspectives of equality of opportunity, social justice, and legal predictability. It evaluates changes in educational qualifications, career structures, retirement calculations, and social security contributions while discussing their implications for institutional loyalty and personnel management.
The demands expressed during the Grand Non-Commissioned Officers Rally held in Ankara on 4 April 2026 are analyzed within the framework of democratic participation and public policy. The study argues that strengthening merit-based career systems and ensuring legal predictability are essential components of institutional sustainability.
Keywords: Equality of opportunity, social justice, non-commissioned officers, Turkish Armed Forces, legal predictability, personnel rights, retirement system.
1. Giriş
Modern kamu yönetiminde insan kaynağı, kurumların en önemli stratejik sermayesini oluşturmaktadır. Özellikle güvenlik hizmeti sunan kurumlarda görev yapan personelin yalnızca teknik yeterlilikleri değil, aynı zamanda kurumsal aidiyetleri, mesleki motivasyonları ve gelecek beklentileri de hizmet kalitesini doğrudan etkilemektedir.
Sosyal devlet anlayışının temel ilkelerinden biri olan fırsat eşitliği, bireylerin başlangıç koşullarından bağımsız olarak haklara erişebilmesini amaçlamaktadır. Eğitim, kariyer ilerlemesi, ücret politikaları, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemi bu ilkenin uygulandığı başlıca alanlardır. Kamu yönetiminde fırsat eşitliğinin sağlanamadığı durumlarda bireylerde sistem dışında bırakıldıkları algısı oluşmakta; bu durum kurumsal güveni ve toplumsal aidiyeti zayıflatmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri gibi yüksek disiplin gerektiren yapılarda personelin kendisini kurumun ayrılmaz bir parçası olarak görmesi, yalnızca moral ve motivasyon açısından değil, kurumsal verimlilik bakımından da önem taşımaktadır. Ancak son yıllarda özellikle astsubayların özlük haklarına ilişkin tartışmalar, eğitim seviyelerindeki değişim ile kariyer ve mali haklar arasındaki uyumsuzluk üzerinden yoğunlaşmaktadır.
Bu çalışma, söz konusu tartışmaları fırsat eşitliği, sosyal adalet ve hukuki öngörülebilirlik kavramları çerçevesinde değerlendirmektedir.
2. Fırsat Eşitliği ve Sosyal Aidiyet
Fırsat eşitliği, bireylerin toplumsal yaşam içerisinde kökenlerinden bağımsız olarak eşit haklara sahip olmasını ifade eden temel bir sosyal politika ilkesidir. Bu ilke yalnızca ekonomik gelir dağılımıyla sınırlı olmayıp eğitim, sağlık, hukuk, kamu hizmetlerine erişim ve istihdam gibi birçok alanı kapsamaktadır.
Literatürde fırsat eşitliği;
Eğitim fırsatlarına erişim,
Kariyer ilerleme olanakları,
Gelir dağılımında adalet,
Hukuki haklara eşit erişim,
Sağlık hizmetlerinden yararlanma,
Ayrımcılığın önlenmesi
başlıkları altında değerlendirilmektedir.
Adil işleyen sistemlerde bireyler emeklerinin karşılığını alabileceklerine inanırlar. Bu durum toplumsal güveni artırırken kurumsal bağlılığı da güçlendirir. Buna karşılık fırsat eşitliğinin zedelendiği algısı bireylerde yabancılaşma duygusu oluşturabilmektedir.
Kurumsal aidiyet yalnızca maaş düzeyiyle açıklanabilecek bir olgu değildir.
Aidiyet;
Adalet algısı,
Kariyer beklentisi,
Hukuki güvence,
Mesleki itibar,
Toplumsal saygınlık
unsurlarının birleşmesiyle oluşmaktadır.
Dolayısıyla sosyal adaletin sağlanamadığı durumlarda ekonomik kayıpların ötesinde psikolojik ve kurumsal sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Bu bağlamda fırsat eşitliğinin olumlu etkileri şu şekilde özetlenebilir:
Kurumsal güvenin artması,
Mesleki motivasyonun yükselmesi,
Potansiyelin daha etkin kullanılması,
Kapsayıcı yönetim anlayışının güçlenmesi,
Toplumsal aidiyetin gelişmesi.
Buna karşılık eşitsizlik algısı;
Aidiyet kaybına,
Kurumsal yabancılaşmaya,
Motivasyon düşüşüne,
Gelecek öngörüsünün zayıflamasına,
Sosyal adalet tartışmalarının yoğunlaşmasına
neden olabilmektedir.
3. TSK Personel Sisteminde Fırsat Eşitliği Tartışmaları
Türk Silahlı Kuvvetleri personel sistemi farklı statülerden oluşan çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Subaylar, astsubaylar ve uzman personel aynı kurumsal amaç doğrultusunda görev yapmalarına rağmen kariyer yapıları ve özlük hakları bakımından farklı düzenlemelere tabidir.
Son yıllarda özellikle astsubaylar tarafından dile getirilen temel tartışmalardan biri, eğitim düzeyindeki yükselişe rağmen kariyer ve mali haklarda aynı ölçüde güncelleme yapılmadığı yönündedir.
04 Nisan 2026 tarihinde Ankara Anıtpark'ta gerçekleştirilen Büyük Astsubay Mitingi'nde öne çıkan başlıklar da büyük ölçüde fırsat eşitliği perspektifinde değerlendirilebilir.
Dile getirilen temel iddialar şunlardır:
Eğitim seviyesinin yükselmesine rağmen rütbe sisteminin güncellenmemesi,
Yetki ve sorumluluk artışına karşın maaş farklılıklarının büyümesi,
Emeklilik döneminde gelir farklarının daha da açılması,
Kariyer ilerleme sisteminin çağın gereklerine uyarlanamaması,
Astsubayların karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmemesi.
Özellikle çalışan personel bakımından ifade edilen değerlendirmelerde, muvazzaf subay-astsubay maaş farklarının geçmişte yaklaşık %8 seviyelerinde iken zaman içerisinde yaklaşık %37 seviyelerine ulaştığı; emeklilik döneminde ise bu farkın %83'ün üzerine çıktığı ileri sürülmektedir.
Bu veriler, dile getirilen görüşler çerçevesinde sosyal adalet ve fırsat eşitliği tartışmalarının temel dayanaklarından biri olarak sunulmaktadır.
Dolayısıyla konu yalnızca ücret politikası değil, aynı zamanda kurumsal aidiyet ve kariyer yönetimi sorunu olarak değerlendirilmektedir.
4. Astsubayların Eğitim Düzeyi ve Mesleki Statü Sorunu
İnsan sermayesi teorisine göre eğitim düzeyindeki artışın mesleki statü, kariyer ilerlemesi ve gelir düzeyi üzerinde olumlu etkiler oluşturması beklenmektedir.
Astsubaylık mesleği incelendiğinde tarihsel süreç içerisinde eğitim altyapısında önemli değişiklikler yaşandığı görülmektedir. Geçmiş dönemlerde ilköğretim sonrası iki yıllık eğitimle personel yetiştirilirken zaman içerisinde eğitim seviyesi yükseköğretim düzeyine ulaşmıştır.
Buna rağmen eleştiriler, kariyer sisteminin büyük ölçüde eski yapının mantığıyla işlemeye devam ettiği yönündedir.
Meslek mensupları tarafından dile getirilen değerlendirmelere göre;
Eğitim seviyesi yükselmiştir.
Teknik uzmanlık alanları genişlemiştir.
Teknolojik sorumluluklar artmıştır.
Zimmet ve yönetim sorumlulukları büyümüştür.
Ancak buna rağmen;
Rütbe bekleme süreleri,
Kariyer basamakları,
Ek gösterge grupları,
Mali haklar
aynı hızla güncellenmemiştir.
Özellikle branşlarında en yetkin ve kıdemli astsubayların eğitim seviyelerinin halen lisans düzeyine tamamlanmasına yönelik sistematik mekanizmaların sınırlı olduğu yönündeki değerlendirmeler dikkat çekmektedir.
Bu durum kamu yönetiminde "uyarlama ilkesi" açısından değerlendirildiğinde, kurumların değişen teknolojik ve toplumsal koşullara uygun biçimde kendilerini yenilemeleri gerektiği yönündeki yönetim teorileriyle ilişkilendirilebilir.
Dolayısıyla eğitim reformlarının yalnızca giriş koşullarını değiştirmesi yeterli olmayıp kariyer ve özlük hakları sisteminin de buna paralel biçimde güncellenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
5. Özlük Hakları ve Hukuki Öngörülebilirlik
Hukuki öngörülebilirlik, hukuk devletinin temel unsurlarından biridir. Bireylerin geleceğe ilişkin planlarını yapabilmeleri, mevcut kuralların öngörülebilir ve istikrarlı olmasına bağlıdır.
Kamu personel sistemlerinde bu ilke;
Maaş politikaları,
Kariyer sistemi,
Emeklilik hesaplamaları,
Sosyal haklar,
Tazminatlar
bakımından büyük önem taşımaktadır.
Astsubayların dile getirdiği temel sorunlardan biri, yıllar içerisinde yapılan birçok düzenlemede kendilerinin yeterince yer almamış olmasıdır.
2022 yılında yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun sonrasında beklentiler arasında;
Ek gösterge gruplarının yeniden düzenlenmesi,
Astsubay statüsünün üst ek gösterge grubuna alınması,
Hizmet tazminatı puanlarının güncellenmesi,
Kadrosuzluk tazminatının yeniden değerlendirilmesi,
Makam tazminatı göstergelerinin belirlenmesi,
Görev tazminatı göstergelerinin belirlenmesi
bulunmasına rağmen, bu alanlarda beklenen kapsamlı düzenlemelerin gerçekleşmediği yönünde eleştiriler bulunmaktadır.
Benzer şekilde mesleki itibar açısından;
Liyakatin akreditasyon ve sertifikasyon süreçleriyle desteklenmesi,
Rütbe bekleme sürelerinin yeniden düzenlenmesi,
Kariyer ilerleme mekanizmalarının güçlendirilmesi,
Kadro görevlerinin eğitim ve uzmanlıkla uyumlu hale getirilmesi
gerektiği ifade edilmektedir.
Hukuki öngörülebilirliğin zayıflaması yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmamakta, aynı zamanda kurumsal güveni de etkileyebilmektedir. Bu nedenle kamu yönetiminde yapılacak düzenlemelerin uzun vadeli, şeffaf ve öngörülebilir bir sistematik içerisinde gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.
Bu çerçevede astsubaylar tarafından dile getirilen talepler, yalnızca mali beklentiler olarak değil; hukuki güvenlik, kariyer planlaması ve kurumsal aidiyetin güçlendirilmesine yönelik sosyal politika talepleri olarak da değerlendirilebilir.
6. Mesleki Eğitim ve İnsan Sermayesi Perspektifi
6.1. Mesleki Eğitimin Stratejik Önemi
İnsan sermayesi teorisi, ekonomik kalkınmanın temel unsurlarından birinin nitelikli iş gücü olduğunu ortaya koymaktadır. Eğitim, yalnızca bireysel bilgi düzeyini artıran bir süreç değil, aynı zamanda üretkenliği, kurumsal kapasiteyi ve toplumsal refahı yükselten stratejik bir yatırımdır. Bu nedenle mesleki ve teknik eğitim sistemleri, ülkelerin uzun vadeli kalkınma politikalarının merkezinde yer almaktadır.
Türkiye'de zorunlu eğitim sistemi 4+4+4 modeli çerçevesinde toplam 12 yıl olarak yapılandırılmıştır. Bununla birlikte ortaöğretim döneminde başlayan mesleki ve teknik eğitim programları farklı modeller üzerinden uygulanmaktadır. Bazı programlarda dokuzuncu sınıfta ortak eğitim verilmekte, sonraki yıllarda ise uzmanlaşmaya gidilmektedir. Bazılarında ise kalfalık ve ustalık belgeleriyle sonuçlanan uygulamalı modeller tercih edilmektedir.
Mesleki eğitimin temel amacı;
bilgi,
beceri,
iş alışkanlığı,
takım çalışması,
problem çözme,
uygulama yetkinliği
kazandırarak bireyi üretim sürecine hazırlamaktır.
Dolayısıyla mesleki eğitim yalnızca bireysel kariyer planlamasının değil aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik rekabet ve teknolojik gelişmenin de önemli bir bileşenidir.
6.2. Silahlı Kuvvetlerde Mesleki Eğitimin Gerekliliği
Teknik standartların en yüksek olduğu kurumlardan biri hiç kuşkusuz silahlı kuvvetlerdir. Modern ordular yalnızca savaş gücü değil aynı zamanda ileri teknoloji kullanan büyük organizasyonlardır.
Radar sistemleri,
haberleşme teknolojileri,
füze kontrol sistemleri,
elektronik harp,
hava savunma sistemleri,
insansız platformlar,
lojistik yönetimi
gibi alanlar yüksek teknik uzmanlık gerektirmektedir.
Dolayısıyla bu alanlarda görev yapacak personelin yalnızca genel eğitim alması yeterli değildir. Mesleki eğitim sürecinin erken yaşlarda başlaması, kurumsal kültür ile teknik yeterliliğin birlikte gelişmesini sağlamaktadır.
Örneğin sivil yaşamda dokunmatik teknolojilerin yaygınlaşması 2007 yılı sonrasında gerçekleşmiş olmasına rağmen, askeri sistemlerde radar ve elektronik alanında görev yapan personel 1980'li yıllardan itibaren benzer teknolojileri kullanmakta ve bakımını yapmaktaydı. Bu durum askeri eğitim kurumlarının teknoloji üretme ve kullanma kapasitesinin toplum ortalamasının üzerinde olduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla askeri mesleki eğitimin gereksiz olduğu yönündeki yaklaşımlar kendi içerisinde çelişki taşımaktadır. Eğer mesleki eğitim gerekli görülüyorsa, bunun öncelikle yüksek teknoloji kullanan askeri alanlarda uygulanması daha rasyonel görünmektedir.
6.3. Astsubay Eğitim Sisteminin Dönüşümü ve Statü Sorunu
Geçmişte askeri ortaöğretim kurumları ile astsubay hazırlama okulları önemli bir insan kaynağı üretmekteydi. Bu kurumlarda eğitim gören öğrenciler yalnızca akademik bilgi değil aynı zamanda disiplin, liderlik, teknik uzmanlık ve birlikte çalışma kültürü kazanmaktaydı.
Ancak bu eğitimlerin önemli bir kısmı ulusal ve uluslararası akreditasyon sistemleri içerisinde yeterince belgelendirilememiştir.
Bunun sonucu olarak;
alınan teknik eğitimler,
kazanılan uzmanlıklar,
mesleki yeterlilikler,
özlük haklarına tam olarak yansımamıştır.
Diğer taraftan birçok astsubay öğrencisi lise son sınıfta yükseköğretim sınavlarına girme imkanından vazgeçerek doğrudan askeri eğitim sistemine dahil olmuş, böylece bireysel eğitim tercihlerini kamu yararı doğrultusunda sınırlamıştır.
Bu fedakârlığın kamu hukuku bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir.
6.4. Fedakârlığın Denkleştirilmesi İlkesi
İdare hukukunda "fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi", bireyin kamu yararı için katlandığı özel zararın devlet tarafından telafi edilmesini öngörmektedir.
Bu ilke;
kamu külfetleri karşısında eşitlik,
hakkaniyet,
sosyal devlet,
ilkelerinin doğal sonucudur.
Astsubayların eğitim tercihlerini sınırlayarak kamu hizmetine yönlendirilmesi, sonrasında ise bu tercihin özlük haklarına yeterince yansıtılamaması, söz konusu ilke açısından yeniden değerlendirilmesi gereken bir durum oluşturmaktadır.
Dolayısıyla eğitim hakkından vazgeçilmesi nedeniyle ortaya çıkan fırsat maliyetinin kurumsal mekanizmalar yoluyla dengelenmesi sosyal adalet bakımından önem taşımaktadır.
6.5. Politika Önerisi
Kanaatimizce ortaöğretim düzeyindeki askeri mesleki eğitim kurumları çağdaş müfredatla yeniden yapılandırılmalıdır.
Bu sistem içerisinde;
tüm öğrenciler ortak öğrenci statüsünde eğitim almalı,
yönetsel,
teknik,
muharip,
branş ayrımları ortaöğretim sonunda yapılmalıdır.
Böylece hem ortak kurumsal kültür geliştirilecek hem de uzmanlaşma daha sağlıklı gerçekleştirilebilecektir.
7. Kurumsal Yönetim, Liyakat ve Demokratik Katılım
7.1. Kurumsal Yönetimde Ortak Akıl İlkesi
Modern kamu yönetimi anlayışı karar alma süreçlerinin yalnızca hiyerarşik emir-komuta mekanizmasına değil, aynı zamanda katılımcı yönetişim ilkelerine dayanmasını öngörmektedir.
Kurumların sürdürülebilirliği;
liyakat,
hesap verebilirlik,
şeffaflık,
katılım
ilkeleriyle güçlenmektedir.
Buna karşın karar mekanizmalarının dar bir grubun kontrolüne bırakılması, zaman içerisinde kurumsal meşruiyet sorunları oluşturabilmektedir.
"Kendi çöplüğünde ötenler" metaforu bu bağlamda kurumsal alanların belirli aktörlerin etkisi altında kalmasını ifade etmektedir.
7.2. Liyakat Kavramının Kurumsal İşlevi
Liyakat yalnızca diploma sahibi olmak anlamına gelmez.
Liyakat;
bilgi,
deneyim,
sorumluluk,
performans,
etik davranış
bileşenlerinin bütünüdür.
Kurumsal ilerleme mekanizmalarının liyakat yerine farklı değişkenlere dayanması motivasyonu azaltmaktadır.
Astsubayların eğitim düzeyindeki yükselmeye rağmen kariyer ve özlük haklarında aynı oranda ilerleme sağlayamamaları bu bağlamda değerlendirilmektedir.
7.3. Demokratik Katılım ve Karar Süreçleri
Çağdaş kamu yönetiminde paydaş katılımı temel ilkelerden biridir.
Özlük haklarını ilgilendiren düzenlemelerde ilgili meslek gruplarının;
komisyonlarda,
danışma kurullarında,
çalışma gruplarında
yer almaları politika kalitesini artırmaktadır.
Yaklaşık yüzbinlerce kişiyi ilgilendiren düzenlemelerin ilgili kesimlerin katkısı olmadan hazırlanması hukuki öngörülebilirliği zayıflatmaktadır.
Bu nedenle özlük hakları komisyonlarında görev yapan ve emekli astsubay temsilcilerine de yer verilmesi yönetişim kalitesini artıracaktır.
8. OYAK, Ekonomik Güvence ve Finansal Sürdürülebilirlik
8.1. Ekonomik Güvence Kavramı
Ekonomik güvence bireyin mevcut ve gelecekteki yaşam standardını koruyabilecek mali kaynaklara sahip olmasıdır.
Özellikle yüksek risk altında görev yapan askeri personel açısından ekonomik güvence yalnızca bireysel refah değil aynı zamanda kurumsal bağlılığın da temel unsurlarından biridir.
8.2. OYAK Sisteminin Değerlendirilmesi
OYAK sistemi zorunlu üyelik esasına dayanmaktadır.
Çalışan personel maaşından düzenli kesinti yapmakta, buna karşılık bireysel emeklilik sistemlerinde olduğu gibi fon tercihi yapamamaktadır.
Bu nedenle sistemin temel amacı üyelerine uzun vadede reel getiri sağlayarak ekonomik güvence oluşturmaktır.
Metinde belirtilen verilere göre açıklanan yaklaşık %37,1 nema oranının, aynı dönemde açıklanan enflasyon ve büyüme verileri karşısında reel getiriyi tam olarak sağlayamadığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Bu durum özellikle çalışan personelin geleceğe ilişkin finansal güven algısını etkileyebilmektedir.
8.3. Finansal Sürdürülebilirlik Açısından Öneriler
OYAK bünyesindeki şirketlerin;
piyasa değeri,
içsel değer,
uzun dönem yatırım performansı
esas alınarak değerlendirilmesi,
üyelerin ekonomik güvenliğini güçlendirecek alternatif modeller geliştirilmesi,
kurumsal sürdürülebilirlik açısından önem taşımaktadır.
9. Seyyanen Zam Politikaları ve Sistematik Yoksullaşma
9.1. Katsayı Sisteminin Analizi
Kamu personeli maaş sisteminde Memur Aylık Katsayısı ile Taban Aylık Katsayısı temel belirleyiciler arasında yer almaktadır.
Metindeki hesaplamalara göre;
2002 yılında Memur Aylık Katsayısı üzerinden hesaplanan referans değerlerin asgari ücret ve en düşük devlet memuru maaşına oranı günümüze göre oldukça yüksek seviyedeydi.
2026 yılına gelindiğinde ise aynı göstergelerin karşılaştırmalı ağırlığında önemli düşüşler meydana geldiği ifade edilmektedir.
Bu durum kariyer ilerlemesini temsil eden katsayıların ekonomik etkisinin zaman içerisinde azaldığı yönünde değerlendirilmektedir.
9.2. Seyyanen Zamların Etkisi
375 sayılı KHK kapsamında getirilen ilave ödemeler çalışan memurlara uygulanırken emeklilere aynı biçimde yansımamıştır.
Bu nedenle taban gelir artışlarının emeklilik hesaplamalarına tam olarak dahil edilmediği yönünde eleştiriler bulunmaktadır.
Bunun sonucu olarak çalışan-emekli gelir dengesi bozulmakta ve sistematik gelir kaybı oluştuğu ileri sürülmektedir.
10. Biyomimikri ve Simbiyoz Yaklaşımı ile Kurumsal Tasarım
Doğadaki biyomimikri yaklaşımı, milyonlarca yıllık evrimsel çözümlerin kurumsal tasarımlara uyarlanmasını ifade etmektedir.
Simbiyotik yaşam modelleri ise;
mutualizm,
kommensalizm,
parazitlik
şeklinde sınıflandırılmaktadır.
Kurumsal yapıların tasarımında amaç, farklı statülerin birbirini tamamladığı mutualist bir sistem oluşturmaktır.
Silahlı kuvvetlerde subay ve astsubay statülerinin aynı kurumsal hedef doğrultusunda çalışırken birbirlerinin görev alanlarını tamamlayan, rekabet yerine iş birliği geliştiren bir modele dayanması kurumsal etkinliği artıracaktır.
Özlük haklarının düzenlenmesinde de tüm statülerin karşılıklı fayda sağlayacağı dengeli bir yapı oluşturulması sosyal adalet açısından önem taşımaktadır.
11. Sosyal Adalet Perspektifinden Astsubay Taleplerinin Değerlendirilmesi
Sosyal adalet, yalnızca gelir dağılımı değil aynı zamanda fırsat eşitliği, hukuki öngörülebilirlik ve kurumsal aidiyet kavramlarını da içermektedir.
Metinde yer verilen talepler;
eğitim düzeyinin tanınması,
liyakat esaslı kariyer sistemi,
emeklilik hesaplamalarında prim-maaş ilişkisinin güçlendirilmesi,
hukuki güvence,
askeri sağlık sisteminin güçlendirilmesi,
idari işlemlerden kaynaklanan itibar kayıplarının giderilmesi
başlıklarında yoğunlaşmaktadır.
Bu talepler, sosyal devlet ilkesi ve kamu yönetiminde adalet anlayışı çerçevesinde değerlendirildiğinde yalnızca mali değil aynı zamanda kurumsal aidiyet ve motivasyon boyutu da taşımaktadır.
#UnutulanAstsubay
@TBMMresmi@Akparti@herkesicinCHP@iyiparti@MHP_Bilgi@devapartisi@SaadetPartisi@GelecekPartiTR@_DemokratParti@cmp_genelmerkez@RTErdogan@eczozgurozel@MDervisogluTR@dbdevletbahceli@rsahinozturkcmp@tcsavunma@HMBakanligi@mansuryavas06@isikhanvedat@AliYerlikaya@refik_ozen16@gencaskn@Seyit_TORUN@zuhal_karakoc@celebimehmeta@mnedimyamali@UgurBayraktutan@FeyziBerdibek1@ayhan_salman@ozgurceylanchp@mugokgoz32@medeniylmz@mvmustafakaplan@drmetinilhan40@agral_abdullah@unalkaraman42@kocakkonuralp@malicevheri@Hurriyet@gazetesozcu@nowhaber@Haberturk@sabah@milliyet@ugurdundarTV@CMYLMZ@ProfDemirtas@mahfiegilmez@hsoneryalcin@mesutyar
İspanyol siyasetçi Irene Montero:
“İsrail 24 saattir Avrupa vatandaşlarını kaçırıyor, siz ise gülümsüyorsunuz.
Bunu İran yapsaydı ne yapardınız? Rusya yapsaydı ne yapardınız?
Ama yapan İsrail olunca gülümsüyor ve başka yöne bakıyorsunuz.
Yazıklar olsun.”