İnsanı başarıya götüren şey, onda tekrar tekrar gerçekleşen iradedir.
İrade ne zaman iflas eder, hem maddi hem de manevi anlamda gerileme başlar. Dünyada doğrular ve yanlışlar, haramlar ve helaller üzerinden bir düzen kurulması, iradenin canlı tutulmasına katkı sağlar.
İradenin iflası hayatın iflasıdır. Ruh halinin, duygu durumunun, yaşamdaki zorluklara karşı direncin yok oluşudur.
Her defasında namaza durabilmek, nefsi yenip orucu tutabilmek, cimriliği geçip zekâtı verebilmek, konuşmanın şehvetini aşıp susabilmek, insanın iradesini pençinler. Zalim nefsine karşı ona güç verir. Sanılanın aksine onu daha kısıtlanmış bir varlık değil, daha özgür bir varlık haline getirir.
Kulluk iradeyi, irade de kaliteli bir yaşamı destekler.
İradeli insanlar olmamızı isteyen dinimiz, aslında bizim şahsiyetli, karakterli insanlar olmamızı istemektedir.
Zira iradesizlik şüphesiz ki köleliktir.
Kasım, güzün son durağı...
Eskiden teşrinisani denilen bu ay, 1945 yılından sonra kasım olmuştur.
Kasım aslında bölen demektir. Böldüğü şey de yılın kendisidir. Çünkü geldiği gibi yılın soğuk dönemleri başlar.
Aynı kökten gelen kısmet de pay, nasip anlamındadır.
Nasibimizde bir #kasım daha var mıdır?
Akademik birikim veren değil, şuur veren, verdiği şuuru koruyan bir eğitim lazım. Bunu da nesiller boyu sürdürmek lazım. Yoksa uzunca süredir sorduğumuz aynı soruyu sormaya devam ederiz: Hata nerede?!
Yahya Sinvar, öyle kahramanca bir şekilde şehit oldu ki, İsmail Haniye’ye çamur atmak için günlerce bir tarafını yırtanlar Sinvar için ağzını açamıyor. En şedid Filistin düşmanları, en gönüllü İsrail muhibbanları bile ölümüne kulp takamıyor.
Yahya Sinvar:
"Evet ölümden korkuyorum! Yatağımda yaşlı develer gibi ölmekten, kalp krizinden yada trafik kazasından ölmekten korkuyorum. Allah yolunda dinim, vatanım ve mukaddesatım için ölmekten korkmuyorum."