Neden Telemak? Ulysses'in oğlu Telemakhos'un kayıp babasını, 'Mentor' kılığına bürünmüş Tanrıça Minerva eşliğindeki arayışı Fénelon'un "Les aventures de Télémaque"ıyla mutlak gücün, kötü yönetimlerin eleştirisine dönüşür. Batı edebiyatıyla ilk karşılaşmamız "Telemak"la olur.
Varoufakis'in Tekno-Feodalizm kitabını yeni bitirdim, hemen ardından diğer Teknofeodalizm kitabına başladım.
Özetle, kulağa hoş gelen bu sloganların ne kadar boş olduğunu, artık bu kuru kabadayılıkların bugün neden geçmeyeceğini çok güzel anlatıyor ikisi de.
Tavsiyedir.
🚭 📚
Enis Batur ve dumanaltı bir ansiklopedi...
Dünden beri Necip Fazıl'ın sigaralı bir fotoğrafının kullanıldığı, @ketebe'den çıkan "Reis Bey"in yeni kapağı konuşuluyor.
Tartışmalar bana edebiyatımızın
tütün atlasını ortaya koyan Özen B. Demir'in @TelemakKitap'tan "Tiryakilik: Bir Psikopoetika" isimli nefis kitabını hatırlattı.
Enis Batur kitaba yazdığı sunuşta anlatıyor:
2000'lerin başında Yapı Kredi Yayınları'nda "Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi"nin büyük boy ciltli versiyonu hazırlanırken yayınevi yöneticisi olarak ekibe, yazar fotoğraflarını seçerken sigaralı-pipolu kareleri tercih etmelerini söylemiş.
Böylece Nurullah Ataç'tan Ahmet Hamdi Tanpınar'a, Behçet Necatigil'den Vüs'at O. Bener'e, Adalet Ağaoğlu'ndan Salah Birsel'e ansiklopedinin fotoğraflı versiyonu "dumanaltı" bir atmosfere sahip olmuş.
Necip Fazıl'ın pipolu bir fotoğrafını gören var mı?
İzzet Yasar
24 Mayıs 1951’de İstanbul’da doğdu. 1970’te Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra İÜEF İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümüne girdi, ikinci sınıfta bıraktı. 70’lerde çevirmenlik ve yazarlıkla iştigal etti. Şiirleri ilk Yeni Dergi’de okundu. Ece Ayhan'ın şiirindeki –kendi deyişiyle– epistemolojik kopuşa eşlik etti. Reklam sektöründe çalıştı. Birikim’in kurucuları arasında yer aldı, Çağdaş Sinema ekibindeydi. 1973’te Yeni Kuş Bakışı, 1974’te Kanama’yla büyük bir ivme kazanan Yasar, 1981’de çıkan Dönüşü Olmayan Hikâyeler’le aynı yıl verilmeye başlanan Sabahattin Öykü Ödülü’nü kazandı. 82’de yayımladığı Ölü Kitap’la 70’ler boyunca inşa ettiği şiirin sonuna geldi. 82’den sonra Reşit İmrahor’un –Ahmet Güntan’la birlikte– şiir dünyasıyla tanışmasına vesile oldu. Reklamcılıkla meşgul olduğu yıllar sinemaya yoğunlaştığı, dilini yenilediği yıllar oldu. 1995’te ‘tün Eserleri’ni yayınladı (Oğlak Yay., 1995). 1999’da şiirin sinema haline eğildiği Balta/zar, 2002’de ise uzun yıllardır işlediği şiirlerinin yer aldığı Dil Oyunları çıktı. 2003’te Özel Sektör İmamı ile yeni öyküler sundu. 2007’de Yasakmeyve’de çok ses getirmiş şiirlerini biraraya getirdiği Asla Yazamayacaksın O Şiiri çıktı. Bunu 2011’de Başka Akıl Peşinde takip etti. 2012'de öykülerini Camdan Mezbahalar başlığıyla derledi. 2013'te ise Esther Kyra'yı, senaryolarını yayınladı. Son zamanlarında Şifa ile Taburcu kitabına çalışıp tamamlayan Yasar, 12 Temmuz 2018’de vefat etti.
İzzet Yasar 75 yaşında, Telemak'ta!
Yeni Kitap
BALTA/ZAR
İZZET YASAR
Balta/zar, sinemanın imkân ve vaadi üzerine bir deneme, has sinema peşinde bir şairin kalem tecrübesi. İmgenin ve imgede has olanın peşinde bir şair için mecra fark etmez, ama şiirinde “bresson’un filminde yaptığını” yapamayacağını kabul eder, “sinema sanatı”na ve mümkünlerine dikkat kesilir. Dreyer’den Godard’a, kurgunun yırtılıp, bakış’ın yaratımın kaosuyla gözgöze geldiği anlarda, şans “zar”la dönecek mi diye bakıyor İzzet Yasar.
Balta/zar'ın özgün metninin notlandırılmış halinin yeni sıra İzzet Yasar'ın Çağdaş Sinema dergisi için yaptığı çevirilerinden üçünü ek olarak sunuyoruz. Websitemizden içindekilere bakılabilir.
“Çoruh Kayıkları” bir nehir arşivi/tarihi olarak da okunabilir. Bu nehirden hiç geçmemiş, bu kayıklara hiç binmemiş insanlar için de fevkalade ilgi çekici, elinize sağlık @Taner_Artvinli ..
Recalcati, aşkın giderek hafifletildiği, hızlandırıldığı, neredeyse tüketim alışkanlığına dönüştürüldüğü bir çağda konuşuyor. Bugün ilişkiler biraz da “sıkıldım, değiştiririm” rahatlığıyla yaşanıyor. Her bağ bir yük, her sorumluluk bir tehdit, her sadakat ihtimali sanki insanın özgürlüğüne kurulmuş bir tuzak gibi görülüyor. Oysa Recalcati tam buradan itiraz ediyor. Aşkın yalnızca hazdan, heyecandan, kendini iyi hissetmekten ibaret olmadığını; bazen bir sınır, bazen bir direnç, bazen de insanın kendi egoizmine karşı verdiği en ağır mücadele olduğunu hatırlatıyor.
Kitabın merkezinde ihanet ve affetme meselesi var. Ama burada ihanet yalnızca bir aldatma hikâyesi gibi ele alınmıyor. Daha derin bir yerden bakıyor Recalcati. İhanet, insanın sevildiğine dair kurduğu bütün o iç mimariyi çatlatıyor. “Bana bunu nasıl yapar?” sorusu aslında çoğu zaman “Ben kimdim de bana bunu yaptı?” sorusuna dönüşüyor. Yani kırılan şey sadece ilişki olmuyor; insanın kendi değer duygusu, seçilmiş olma yanılsaması, biricik olduğuna dair inancı da dağılıyor.
Biz çoğu zaman affetmeyi geçmişi silmek sanıyoruz. Oysa geçmiş silinmiyor. Bir söz söylendi mi söylenmiş oluyor. Bir ihanet yaşandı mı yaşanmış oluyor. Bir insanın içinden bir şey kopunca, onu eski yerine aynı biçimde koyamıyorsun. Recalcati de tam olarak bu imkânsızlığın etrafında dolaşıyor. Aşk, kırılmadan önceki masumiyetine geri dönemez belki; ama başka bir biçimde, daha yaralı, daha uyanık, daha az masum bir yerden devam edebilir mi?
Kitap boyunca kapitalist çağın aşka ne yaptığı üzerine de güçlü bir damar var. Recalcati, çağımızın “bağ kurma” fikrinden rahatsız olduğunu söylüyor aslında. Çünkü bağ demek sorumluluk demek. Beklemek demek. Birinin eksikliğine, kusuruna, tekrarına katlanmak demek. Oysa bugünün insanı her şeyi mümkün olduğunca az acıyla, az riskle, az bekleyişle yaşamak istiyor. Aşk da bu düzenin içinde eğlenceli, hızlı, parlak ama derinliği alınmış bir şeye dönüşüyor. Bir tür duygusal tüketim nesnesi. Beğen, yaklaş, sıkıl, uzaklaş.
Bu kitabı aşk üzerine yazılmış romantik bir metin olarak görmeyin. Çünkü aksine aşkın enkazı üzerine yazılmış düşünsel bir metin. Ben severek okudum. Tavsiye ederim.
İzzet Yasar'ın Balta/zar'ını75. yaşına hediye kabilinden tekrar ve genişleterek bastık, bu hafta sizlerle.
Ayrıca bu hafta MSGSÜ'de @tanpinarmerkezi İzzet Yasar'ın 75. yılı vesilesiyle bir etkinlik düzenliyor.
@kasgar11@mesut_bostan
YENİ KİTAP
Telemak & @Terrabaytt Sunar
Tekno-Feodalizm
Devreler ve işlemcilerle son yarım asırda yeniden yaratılışına şahit olduğumuz yeni dünyamızda kadim kabuslardan sudur etmiş yeni bir hayalet dolaşıyor: teknofeodalizmin hayaleti.
Kapitalizmin sonunu hayal etmek 90’larda imkânsızdı, ama artık bunun mümkün olduğu bir çağdönümüdenyiz. Peki, bu iyi bir haber mi? Kapitalizmin sonu ya da kabuk değiştirmesi, sistemin yol açtığı eşitsizlik, adaletsizlik ve sefaletin sona ereceği anlamına gelmediği gibi, varolan çelişkilere daha şiddetli ve yeni yapıların doğuşunun kara haberini de getiriyor.
Elinizdeki kitap, Teknofeodal argümanı ve yarattığı tartışmaları içeren temel metinler seçkisi. Kitapta Varoufakis, Lovink, Morozov, Durand ve Dean gibi düşünürlerin metinlerini bulacaksınız. "Teknofeodalizmde miyiz yoksa hâlâ kapitalizmde mi?" gibi sorulara yanıt arayan düşünürlerin birbirleriyle tartışmalarını ele alması bakımından, bu kitap Türkçe literatürde bir ilk. Meselemiz teknofeodalizm tartışmasının açığa çıkardığı problemleri görünür kılmak, geleceğimizin ufkunu Silikon Vadisi’nin tahakkümünden kurtarmak.
Derleyenler: Ege Çoban, Öznur Karakaş, Koray Kırmızısakal @oznurkarakas@KKirmizisakal
Telemak #61
Terrabayt Kitaplığı #01
Kitapyurdu, Amazon ve geriye kalan seçkin kitapçılarda.
Yeni kitabımız "Tekno-Feodalizm", Kitapyurdu indirim anketinde. Oy vermek için buyrun https://t.co/V2tDKQyfyo
"Elinizdeki kitap, Teknofeodal argümanı ve yarattığı tartışmaları içeren temel metinler seçkisi. Kitapta Varoufakis, Lovink, Morozov, Durand ve Dean gibi düşünürlerin metinlerini bulacaksınız."
@Terrabaytt
💣 Arkhé Tarih yayınında gergin anlar...
🔥 Cerrahoğlu, Nişanyan ve Alp Eren Topal, 1622 senesinde Sultan Genç Osman'ın tahttan indirilip vahşice katledilmesiyle neticelenen Yeniçeri isyanının anlamını dönemin Yeniçeri ağalarından Hüseyin Tuği'nin Musibetnâme adlı eserinden coşkulu bir tanıklık eşliğinde tartışıyorlar.
- « Kullarım ne ister? »
+ « Kul Allah'ındır, sen bir mütevellisin! »
📺 Osmanlı bir Yeniçeri Cumhuriyeti miydi? | Konuk: Alp Eren Topal
https://t.co/etw1BcSksl
Eyal Weizman’ın bu kitabı @TelemakKitap-tan çıktı. Siyaset felsefesi ile güncel krizin ustalıkla buluşması olan bu eseri ilgililerine tavsiye ediyorum. @selimtelemak