Bizler kanunsuz, kuralsız, kitapsız bir iş yapmıyoruz
İş yavaşlatma veya iş bırakma eylemi yapmıyoruz
Kurallı çalışıyoruz.
Her maddesi kanla yazılan havacılık kurallarının pilotlar tarafından da harfiyen uygulanmasını sağlamak bizim görevimizdir.
Tüm işlemlerimiz kayıtlıdır
Yakın zamanda bazı basın yayın kuruluşlarında yer alan, inisiyatif almadan çalışma faaliyetine yönelik olarak dezenformasyon niteliğindeki haberlere yanıt bizzat Sn. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız @a_uraloglu tarafından şu şekilde verilmiştir:
- “Onların (hava trafik kontrolörlerinin) haklı olan bazı talepleri var, onları karşılamaya çalışıyoruz. Ama kendileri kanunsuz bir şey yapmıyor, onu söylemek isterim. Bütün kuralları tam olarak uyguladıkları zaman da bazı gecikmeler yaşanabiliyor.”
Sorunun temel kaynağına yönelik tespit de TBMM Ulaştırma Komisyonu Başkanımız ve eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız @akaraismailoglu tarafından şu şekilde yapılmıştır:
- “Yok ama trafik kontrolü çok farklı ve önemli. Yani, pilotun yerindeki bir eş değeri gibi ama diğer yer hizmetleri verenler de aynı şartlarda çalışmak istiyor, EUROCONTROL onu kabul etmiyor.”
Söz konusu konuşmalar TBMM komisyonunda yapılmış olup, tutanaktaki ilgili kısımlara aşağıdaki görsellerde yer verilmiştir.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel, havacılık sektörünün gündeminde olan Hava Trafik Kontrolörlerinin durumuyla ilgili görüşünü bildirdi... https://t.co/1QDP5rTcp7
@htksen#BahattinYücel#ATC#kule#Airtraffic
Ya arkadaş bu ülkede ne kadar rahat bir şekilde ihanetle suçlanıyor insanlar. Allah'tan korkun yahu hiç mi Allah korkunuz yok. Konuyu bilmiyorsun. Her uçağa 7 8 dk geciktirme, iniş iptali gibi anlamsız şeyler yazıyorsun ve o kadar takipçine hedef gösteriyorsun. Zerre kadar inancın var ise bana ve arkadaşlarıma bu yalan ihanet yaftasını vurman, haksız hedef göstermen sebebiyle vallahi sana ve senin yaptığını yapanlara hakkımı haram ediyorum.
Havacılığın kuralları belli, a dan z ye tüm detaylar sektör ile erkenden gününden önce defalarca ve birebir iletişimle paylaşılmış ve bakın şu tarihlerde uluslararası kurallar neyse ona göre uçacaksınız, rotanızda uçacaksınız, bir inisiyatif alınmayacak, uçuşlarınızı organize edin denmiş. Şirketler bunu yapmadı ise bu neden kontrolörlerin suçu oluyor? Meydanın kapasitesi belli, havadaki rotanın kapasitesi belli, havacılık kuralları belli, sürpriz hiç bir unsur yok (meteoroloji vs hariç), planlama probleminin ceremesini niye kontrolör yükleniyor? neden kontrolörler ihanet ediyor yahu? İnisiyatif gerektiren bir hareket sırasında tek bir olay olsa, hayatı kararacak o insanın, o zaman hanginiz empati yapacak, ya biz yapın diye baskı kurduk, cenazesi olan insanlar hamile kadınlar için yaptı diyen olacak mı? Yıllarca mahkemede sürünecek daha beteri olmazsa.
Ayrıca operasyon sırasında telsiz frekans telefon tüm her şeyimiz kayıtlı bizim. Kesinlikle kural dışına çıkamıyoruz ve çıkarsak Raporlama mekanizması ile herşey didik didik inceleniyor. Kontrolörler kanun kural dışı bişey yapmış olsa bunun hesabı sorulmaz mıydı? İddia ettiğin gibi kasıtlı geciktirme olsaydı neden ortada bir tane örnek yok?
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü standartları neyse, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı önerileri neyse ona göre çalışıyorlarsa bu mudur ihanet?
Maaş sordum söylemiyorlar diyorsun. Ortalamanın üzerinde. Ama bizim bütün giderlerimiz devlet bütçesine tek kuruş yük getirmeden hava sahası ticari kullanıcıları tarafından maliyetin karşılanması esası ile karşılanıyor. Bu paranın 3te 2si de yabancı şirketlerden. Yani bizim alacağımız bir artış, devlete döviz girdisi demek oluyor. Satın alma gücüne göre (bak nominal fark demiyorum) tüm emsal ülkeler çok yüksek maaş veriyor kontrolörlerine çünkü bütçeden çıkmıyor. Bulgaristan 10 bin Euro, Romanya 11 bin Euro istihdam gideri çekiyor ülkesine.
Yahu SAYIŞTAY birebir aynılarını söylüyor, Kontrolörler sistemin kritik unsuru, Avrupa'da çok yüksek ücretler var, ülkeye döviz girdisi sağlıyor, bütçeye yükü yok, Türkiye de kontrolör ücretlerinin artırılması yönünde girişim gerekmektedir diyor. Sayıştay ın dedikleri uygulansın diye, satın alma gücüne göre emsallerine yaklaşsınlar diye (yakalamak söz konusu değil zaten), zerre kadar kanun kural dışılık yapmadan, sadece açıkça ilan ederek kitabi kuralları uyguluyorlar diye ve daha ötesi bilmediğin bir sürü detay varken bir gruba ihanet atfetmek... Ahirete inanıyorsan orada görüşeceğiz.
Boşa anlattığımın da farkındayım, muhtemelen sen buna devam edeceksin ama belki bir iki tane ehli vicdan görür de konuyu anlar diye umuyorum.
Türkiye'de 50 tane fraksiyon var, birine dahil misin yoksa bireysel mi yapıyorsun bunu bilmiyorum ama bize haksızlık yapan hepinizi Allah'a havale ediyorum.
Hava Trafik Kontrolörlerinin uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan haklarını istemeleri, çok doğal. Bu sorunu çözecek olan görevli ise Ulaştırma Bakanıdır. DHMİ kadroları ile eşitlemek haksızlıktır. Örneğin aynı kriterler THK Yön. Krl. Başkanı ve yardımcılarına da uygulanıyor mu?
HTK-Sen Genel Başkanı Halil İbrahim Sunaç, konuk olduğu Ekol TV yayınında Hava Trafik Kontrolörlerinin “İnisiyatif Almadan Çalışma” faaliyeti hakkında bilgi verdi...@htksen#ATC#Airtraffic#kule
Sendika Genel Başkanımız Ekol TV’de canlı yayına konuk olarak, merak edilen hususlara yanıt verdi. Konuşmasından satır başları şu şekilde:
- Hava trafik kontrolörlerimiz Türk hava sahasındaki her türlü hava aracının sevk ve idaresinden sorumlu. Son derece kritik ve stresli bir iş icra ediyorlar.
- Taleplerimizi yıllarca bürokratik kanallar vasıtasıyla dile getirdik ancak somut bir netice elde edemedik.
- İnisiyatif almadan çalışma faaliyeti görev tanımımız çerçevesinde zorunluluk teşkil etmeyen, trafiği hızlandırmak adına sunduğumuz bazı kolaylıkların askıya alınmasından ibaret.
- Taleplerimize dair bazı çalışmalar yapıldı ancak süreç akamete uğradı. Oysa bu iyileştirmelerin devletimize hiçbir yükü yoktu, aksine döviz girdisi sağlayacaktı.
- Son derece makul ve kolaylıkla karşılanabilir nitelikte taleplerimiz var ancak henüz somut bir adım atılmış değil.
- Devlet memuru statüsünde olsalar da hava trafik kontrolörlerimizin maliyetinin tamamı EUROCONTROL vasıtasıyla karşılanıyor. Maaşlarından kesilen gelir vergileri ve üretilen hizmetin ihracı yoluyla ülkemize doğrudan döviz girdisi sağlıyorlar.
- Türkiye Avrupa’nın en yoğun ikinci hava sahası ancak milli maliyetlerimiz emsal ülkelerin katbekat gerisinde. Bunun en büyük sebebi personel maliyetlerimizin düşük olması.
- Biz bu ��lkenin sunduğu bir hizmeti ne yazık ki oldukça ucuza satıyoruz. Bu yüzden ülkemiz her yıl yüzlerce milyon Euro’luk bir gelirden mahrum kalıyor.
- Bu yalnızca bir özlük hakkı arayışı değil, ülkemizin menfaatleri için de yürütülen bir mücadele 🇹🇷
Hava trafik kontrolörlerimizin özlük hakları ve ülkemizin menfaatleri için 3-21 Temmuz 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz inisiyatif almadan çalışma faaliyetimiz başarıyla icra edilmiştir.
Söz konusu faaliyet kamuoyunda büyük bir farkındalık oluşturmuş, sektörel katkımızın boyutu tüm havacılık camiası tarafından kabul edilir hale gelmiştir. Basında yer alan haberler ve vaktinde iniş/kalkış oranlarına yansıyan veriler bunun en somut göstergesidir.
Bununla birlikte, ilgili makamlarca çözüm olarak istikrarlı bir şekilde sürdürülen tek strateji olan haklı talepleri görmezden gelme ve hava trafik kontrolörlerimizin sektörel katkısını yok sayma politikası devam etmektedir. Ülkemizin de çıkar ve menfaatlerine olacak şekilde konuyu çözümlemek ve çözüm noktasında adım atmak yerine, inkar ve yok sayma yoluyla çözümsüzlüğe sürüklemek havacılık sektörümüzü de olumsuz etkilemektedir.
Bir taraftan İAÇ’nin etkisi yok denilirken, gecikmeleri önlemek adına havacılıkta en yoğun talebin olduğu yaz döneminde havayolu şirketlerine sefer iptalleri yaptırmak, yerde onlarca yedek uçak bekletmelerini sağlamak gibi son derece maliyetli çözümlere başvurmanın ne kadar büyük bir çelişki olduğu ortadadır. Haklı talepleri karşılayıp, yapısal problemleri çözümleyerek ülkemize her yıl yüzlerce milyon Euro kazandırma yoluyla kazan-kazan yöntemi dururken, hem personel hem havacılık sektörü için kaybet-kaybet yöntemi seçilmektedir. Bu yaklaşımın, Türkiye Yüzyılı için her alanda ülkemizi daha ileri taşıyacak adımlar atılmasını isteyen Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyonla taban tabana zıt olduğu aşikardır.
Bu çerçevede, haklı taleplerimiz hususunda farkındalık oluşturmak, ülkemizin çıkar ve menfaatleri doğrultusunda adımlar atılmasını sağlamak adına Sendika Yönetim Kurulumuzca 25 Temmuz – 5 Ağustos 2024 tarihleri arasında inisiyatif almadan çalışma faaliyetinin icra edilmesi kararlaştırılmıştır.
Bu vesileyle, tüm yetkilileri ve sektör paydaşlarını güneşi balçıkla sıvamaya verilen uğraşı çözüm için sarf etmeye, hem havacılık sektörünü hem ülkemizi ileri taşıyacak adımları süratle atarak yerli ve milli duruşa yakışır şekilde konuyu çözüme kavuşturmaya davet ediyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.