'Left to Die… Not Because They Couldn’t Be Saved, But Because There Was Nothing Left to Save Them With.
This little girl was one of many.
While doctors rushed to treat the wounded around her, I asked one of them: “Is her condition more critical than the others?”
His answer still echoes in my mind: “She has severe brain tissue damage and internal bleeding inside her head. We have no way to treat her. We have to leave her until she dies.”
Imagine how many children and patients were left waiting for death simply because there were no equipment, no medicine, and no possibility of treatment.
I witnessed scenes like this while trapped inside Nasser Hospital and before that during the siege of Al-Shifa Hospital. I cannot imagine what the families felt—if they were still alive. In this video, the medical team was treating her sister beside her, while she lay there with no chance to receive the care she desperately needed.
This is only one story among thousands—stories that were buried beneath the overwhelming flood of daily news, but they deserve to be told.'
- Journalist Ahmad Afash, Gaza, Palestine.
https://t.co/tut4Sk2I1x
🇬🇧 Statement on the political trial of Ekrem İmamoğlu
🇪🇸 Declaración sobre el juicio político de Ekrem İmamoğlu
🇫🇷 Déclaration sur le procès politique d'Ekrem İmamoğlu
@imamoglu_int@ekrem_imamoglu
Meta’s AI data center in Cheyenne, Wyoming, has been caught infecting the town’s water supply with deadly bacteria.
Officials say wastewater from Meta’s AI data center flooded the town’s water pipes with the bacterium Cupriavidus gilardii, and they found the company violated industrial waste regulations.
Herkese merhaba, dayanışma ve destek mesajlarınızı okumak gazeteciliğe dair heyecanımı arttırdı. Hepiniz iyi ki varsınız.
Gözaltına alınma ve gözaltı sürecinde yaşadıklarımı anlatma gereği duyuyorum.
Arkadaşlarımdan ayrıldıktan sonra uğradığım manavdan hukuka uygun olmayan yüz tanıma yöntemiyle takip edilerek dört farklı ekip tarafından gözaltına alındım.
Gözaltına alınmama gerekçe olarak 2018'de ifadesini verdiğim dosya gösterildi. Fakat dosyanın içinde herhangi bir ifade çağrısı bulunmuyor.
Sonuç olarak avukatım Mert Batur'un yürüttüğü süreç, meslektaşlarımın dayanışması ve kamuoyunun tepkisiyle birlikte az önce serbest bırakıldım.
Fakat gözaltına yaşadığım işkence sürecini anlatmam gerektiğine karar verdik.
Dün gözaltına alındığım saatten itibaren tuvalete gitmeme izin verilmedi. Nezarethanede pet şişeye ihtiyacımı gidermem gerekti.
Kullanmam gereken ilaçları defalarca talep etmeme rağmen getirmediler.
Sabah Çağlayan'a götüren ekip tarafından araçta küfür, hakarete uğradım.
Çağlayan Nezarethanesi'ne gireceğimiz sırada beni araçtakilerden ayırıp kolumu bükerek nezarete sokmak istedi. Karşı gelmemin ardından kameraların göreceği şekilde fiziksel şiddete uyguladı.
NATO Zirvesi nedeniyle gözaltına alınan ve birlikte kaldığım kişilerin uğradığı işkence bir gazeteci olarak kendi gözlemim olarak ayrı bir yerde duruyor.
Tüm süreçle alakalı suç duyurusunda bulunacağız. İşkence insanlık suçudur.
Haydut Trump ve arkadaşlarının NATO eliyle coğrafyamızda katliamlar düzenleyip, Ankara'da elini kolunu sallayarak gezmesine sessiz kalmayacağız!
Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban polis ablukasından seslendi. Yoldaşlarımız gözaltına alınıyor, direnişimiz sürüyor.
"3 savcı sohbet adı altında "etkin pişmanlık" önerdi. Aynı şekilde bir avukat beni cezaevinde ziyaret ederek savcıların önerisini kabul etmemi istedi."
Akrabalarımın da risk altında bulunduğu, etkin pişmanlıktan yararlanmamın hem benim hem de ailem açısından doğru olacağı ifade edildi."
#İBBDavası'nda 62.gün
İBB Spor Kulübü Başkanı #FatihKeleş beyanda bulunuyor
"Adalet mücadelesine cesaretle tutunmak istiyorum.
Bu uğurda ne kadar ağır bedeller ödesem de onurumdan asla taviz vermeyeceğim.
En başta kadim dostlarımı, arkadaşlarımı ve burada beni destekleyen herkesi saygıyla selamlıyor, yürekten teşekkür ediyorum.
13 Mart 2025 günü evimden gözaltına alındım.
Dört gün boyunca insan onuruna yakışmayan bir nezarethanede kaldım.
Emniyet ve savcılık aşamasında neyle suçlandığımı dahi tam olarak anlayamadım. Tutarlı olmayan sorularla karşı karşıya kaldım.
23 Mart 2025 günü tutuklandım ve Marmara Cezaevi'ne gönderildim.
Tutuklandıktan bir süre sonra bana İstanbul Adliyesi'ne götürüleceğim söylendi.
🔴 Apar topar İstanbul Adliyesi'ne getirildim. Ne için getirildiğimi bilmiyordum.
🔴 Savcılık makamına çıkarıldığımda avukatımı görmek istediğimi söyledim. Ancak bana, "Avukata gerek yok, ifade almayacağız, sadece sohbet edeceğiz." denilerek avukatıma haber verilmedi.
Ben de, "Aslında sohbetim iyi değildir" demek istedim ama bunun gerçek bir sohbet olmadığını biliyorum." diye düşündüm.
🔴 Ardından üç soruşturma savcısı benimle "sohbet" adı altında görüştü.
Bu görüşmede bana etkin pişmanlıktan yararlanmam önerildi.
🔺️Akrabalarımın da risk altında bulunduğu, etkin pişmanlıktan yararlanmamın hem benim hem de ailem açısından doğru olacağı ifade edildi.
🔺️Ben ise kimse hakkında iftirada bulunmayacağımı, kimsenin günahını alamayacağımı söyledim.
⚫️ İstedikleri cevabı alamayınca beni yeniden cezaevine gönderdiler.
🔺️Bunun hemen ardından, 21 Mayıs 2025'te 65 yaşındaki ağabeyim Zafer Bey gözaltına alındı.
🔺️Bununla da yetinilmedi; 20 Haziran 2025'te oğlum Mustafa ve yeğenim Murat da aynı gün gözaltına alındı.
Bugün önümüzde bulunan dosyada aynı aileden dört kişi yer almaktadır.
🔴 Daha sonra, 23 Temmuz 2025 tarihinde, bu dosyada etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen başka bir şüphelinin avukatı beni cezaevinde ziyaret etti.
🔺️Savcıların istediği şekilde ifade vermem hâlinde serbest kalabileceğimi, ardından aile bireylerimin de serbest bırakılabileceğini; aksi takdirde hakkımdaki suçlamaların ağırlaşacağını söyledi.
⚫️ Ben yine kimseye iftira atmayacağımı açıkça ifade ettim.
🔺️5 Ağustos 2025 tarihinde bu avukat, yanında başka bir avukatla birlikte tekrar ziyaretime geldi. Hakkımda bazı garip iddialar ortaya atıldığını, başka bir dosyanın şüphelisinin, "Mahkeme insanı adam etmek için birilerine suç atmamı istedi." şeklinde beyanda bulunduğunu söyleyerek üzerimde yeniden baskı kurmaya çalıştılar.
🔺️Ben ise bu girişimi de kabul etmedim ve kendilerini geri çevirdim.
⚫️ Aradan on bir gün geçtikten sonra bir gazetede, manşetten "Suikast planına karıştı" şeklinde haberler yayımlandı.
Bu haber nedeniyle ifade vermek zorunda kaldım.
Hakkımdaki tek dayanak, gazetede yayımlanan bu haberdi.
🔴 Hem bu olaylarla ilgili hem de söz konusu haberi yapanlar hakkında avukatım aracılığıyla suç duyurusunda bulundum.
⚫️Bana karşı yürütüldüğünü düşündüğüm bu organize süreçle ilgili bugüne kadar ne yazık ki tek bir kişinin dahi ifadesi alınmadı."
Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davalar, Silivri'deki eski duruşma salonlarının olduğu binada görülüyor. Burada bulunan 4 salondan 3'ünde aynı anda Ekrem İmamoğlu yargılanıyor.
ÖZEL HABER | TÜRK ŞİRKETİNİN YAPTIĞI BİNALARDA YAKLAŞIK 800 ÖLÜ, 600 KAYIP! KOMPLEKS İÇİN YIKIM KARARI ALINDI!
Komplekste yaşayan Venezuelalılar doğrudan Türkiye'ye seslendi: "Altyapı ve hasar tespiti için bize yardım edin. Madem depreme dayanıklıydı, neden dayanmadılar?"
Venezuela’da Türk şirketinin inşa ettiği 3.400+ konutluk devasa kompleks için depremin ardından yıkım kararı alındı. Sahadaki görevli ve yetkililerin aktarımlarına göre komplekste yaklaşık 800 can kaybı ve 600 kayıp olduğu kaydediliyor.
Mahalle sakinleri ise Sivil Savunma yetkililerinin kendilerine binaların dayanıksız olduğunu söylediğini belirtiyor. Yıkımın boyutu ve depremzedelerin tanıklıkları videoda..
📌 Mustafa Özdemir, La Guaira/ Venezuela
#Deprem #Venezuela #ÖzelHaber #Sondakika #Summa #Venezuella
Physicians for Human Rights Israel has warned that Dr. Hussam Abu Safiya, director of Kamal Adwan Hospital in northern Gaza, is now in immediate danger of being killed in Israeli occupation custody. His lawyer, Nasser Odeh, who visited him on 2 July at the underground Rakefet interrogation facility inside Nitzan Prison, said he barely recognized him. Dr. Abu Safiya was brought in shackled hand and foot, flanked by masked guards, his head, eyes, ears and neck covered in fresh injuries. He struggled to breathe and speak, could not sit upright without nearly collapsing, and seemed close to losing consciousness, too frightened to speak freely.
He told his lawyer that after his Supreme Court appeal was heard in June, guards entered his solitary cell and beat him with a hammer and batons, and that since his transfer to Rakefet on 24 June he has been beaten daily to the point of repeatedly losing consciousness, with no medical care. He said plainly: this is the last time you will see me, they brought me here to kill me. Held since December 2024 under the occupation's "Unlawful Combatants" law, without charge or trial, Dr. Abu Safiya saw his beatings escalate sharply only after he legally challenged his detention, and both his lawyer and PHRI are demanding his immediate transfer, an independent medical examination and his release, warning that any delay could cost him his life.
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
📌NATO geliyor diye ODTÜ öğrencileri sokağa atıldı!
ODTÜ öğrencileri işgal örgütü NATO geliyor diye “güvenlik tedbirleri” kapsamında kendi yurtlarına 6-12 Temmuz tarihleri arasında giriş yapamayacak.
Ankara’yı abluka altına alan, yoksulluğu gizlemek adına dört dönen iş birlikçiler şimdi de üniversitelilerin barınma hakkını yok sayıyor; bu ülkenin kampüslerini emperyalistlere açıyor.
Kentlerimizin, üniversitelerimizin, yurtlarımızın sömürgecilere açılmasını kabul etmiyoruz. Kampüslerimiz sizin efendilerinizi rahat rahat ağırlayacağınız yerler değildir!
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
deniz göktaş'ın you tube'a yüklü stand up'ını baştan sona izledim. kendinisi dünyanın eli kanlı katillerine ev sahipligi yapma, gazze soykırımcılarıyla ticareti temize çıkarma ya da enerji kaynaklarına ve madenlere çökme planlarına taşeron olma hazırlığı içerisinde görmedim.
NEW: Peter Thiel is funding a plan to build privatized city-states everywhere from Gaza and Venezuela to small towns in California.
The goal is to replace governments with for-profit companies.
We investigated how Thiel's scheme is already reshaping democracy across the world.
Do you believe Palestinians deserve to remain on their land? Then help give them the water to survive there. Donate to help us complete building our water desalination plant: https://t.co/qFBh5BTOyO
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5