Bugün TBMM önünde düzenlediğimiz basın açıklamasında açıkça söyledik. Şehitlerimizin hukukunu yok sayan hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz.
Hürriyetçi Eğitim Sen, eğitim çalışanlarının sendikasıdır. Biz eli kanlı PKK terör örgütünü açık veya üstü kapalı af getiren düzenlemede şehit öğretmenler adına tarafız.
TBMM’de çerçeve yasanın görüşüleceği komisyona sesleniyoruz. Bebek katili Apo’nun fikrinin alındığı kanun teklifinin görüşmelerinde bir eğitim sendikası olarak bize söz hakkı verin!
Terör bitsin; fakat terörist ödüllendirilmesin. Silahlar sussun; fakat şehitlerimizin gazilerimizin sesi susturulmasın.
Şehit öğretmenlerimizin, askerlerimizin, polislerimizin vatandaşlarımızın aziz hatıralarını hiçbir siyasi hesabın ve pazarlığın konusu yaptırmayacağız.
Bir kez daha altını çizerek Türkiye Büyük Millet Meclisine sesleniyoruz.
Hürriyetçi Eğitim Sen’e komisyonda söz hakkı verin.
ÖĞRETMENİMİN KATİLİNİ AFFEDEMEZSİNİZ!
TBMM’de görüşülen ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen teklife karşı sesimizi yükseltmek için cuma günü saat 14.00’te TBMM Dikmen Kapısı’nda basın açıklaması yapacağız.
Tüm eğitim çalışanlarını ve duyarlı vatandaşlarımızı, şehit öğretmenlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Eğitim Gücü Sen Osmaniye İl Başkanlığı ve Eğitim Gücü Sen Üst Kurul Delegeliği görevlerini yapmış olan Numan BAYCA Hürriyetçi Eğitim Sen ailemize katılmıştır .
Kendisine aramıza hoşgeldin diyor , birlikte eğitim çalışanlarının hak mücadelesine önemli katkılar sunacağımıza inanıyoruz .
Hürriyetçi Eğitim Sen ailemiz , her geçen gün daha da büyümeye ve güçlenmeye devam ediyor.
Kıymetli Meslektaşlarım Halk TV'de dün gece yayımlanan Eğitimci Köşe Yazarı Şahin AYBEK'in moderatörlüğünü yaptığı "TÜRKİYE HEPİMİZİN EĞİTİM HEPİMİZİN" programına Adana Şube Başkanımız Ergun AYYILDIZ konuk olarak katılmıştır.
Eğitim ve Eğitimcilerin sorunlarını Ülkemizde Eğitimin daha iyi nasıl olması gerektiği konularını birlikte değerlendirmişlerdir.
Şube Başkanımız Ergun AYYILDIZ Ülkemizde Eğitimin; Siyasetten bağımsız, Çağdaş, Laik bir eğitim olması gerektiğini kırmızı çizgimiz olan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ilkeleri doğrultusunda anlatmıştır.
Kendisine ve emeği geçen herkese bir Eğitim Neferi olarak teşekkür ederim.
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@OmerOzyavuz06@oguzsengel@hilmitaner
Yunanistan'ın, Batı Trakya Türklerine ait sekiz ilkokulu öğrenci sayısının yetersizliği gerekçesiyle kapatma kararı, eğitim hakkına yönelik kabul edilemez yeni bir müdahaledir.
“Millî Mücadele”, “İstiklâl-i Millî Mücadelesi” ifadesinin kısaltmasıdır. Büyük Taarruz’a giden günlerde de bu ifade böyle kullanılmıştır.
Basına yansıyan ve Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e atfedilen “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” cümlesi ise son derece vahimdir.
Biz bu ülkeyi; İngilizlerden, İtalyanlardan, Fransızlardan, Yunanlılardan ve dönemin Ermeni kuvvetlerinden verilen büyük bir İstiklâl Mücadelesiyle kurtardık.
Sayın Bakana atfedilen “Neyden kurtuluyoruz?” sorusu, bana Fesli Kadir zihniyetini hatırlatmıştır.
Sayın @Yusuf__Tekin; bu başlıkların neden değiştirildiğini, söz konusu cümleleri kullanıp kullanmadığını ve amacının ne olduğunu derhâl kamuoyuna açıklamalıdır.
BİRLİKTE HÜRRİYETİZ
İlkenin, Ülkünün, Emeğin, Vefanın ve Geleceğin Büyük Yürüyüşü
Tarihte bazı yürüyüşler vardır; başladığı günle değil, taşıdığı ruhla anlam kazanır. Bazı kurumlar vardır; tabelasıyla değil, ona emek veren insanların inancı, fedakârlığı ve ahlakıyla ayakta kalır. Bazı mücadeleler de vardır ki ilk bakışta yalnızca bir sendikal hareket gibi görünür; zamanla anlaşılır ki o mücadele, aslında bir haysiyet iddiasıdır.
Hürriyetçi Eğitim Sen’in hikâyesi de tam olarak böyledir.
Bu hikâye yalnızca bir sendikanın kuruluş hikâyesi değildir. Bu hikâye, "Ben varım; emeğim var, hakkım var, iradem var, haysiyetim var." diyen eğitim çalışanlarının ortak vicdanından doğmuş bir yürüyüştür.
13 Aralık 2021’de atılan adım, sıradan bir teşkilatlanma hamlesi değildi. O gün; eğitim çalışanının iradesinin kimsenin arka bahçesi olmayacağı, emeğinin pazarlık konusu yapılamayacağı, onurunun hiçbir makamın, hiçbir siyasi hesabın ve hiçbir dar kadro çıkarının gölgesine terk edilmeyeceği ilan edildi.
Biz bu yolu kolay olduğu için seçmedik.
Kolay olan susmaktı. Kolay olan beklemekti. Kolay olan güçlü görünenlerin yanında yer alıp haklı olanların yalnızlığına sırt çevirmekti. Kolay olan, haksızlık karşısında "böyle gelmiş, böyle gider" diyerek günü kurtarmaktı.
Biz zor olanı seçtik.
Çünkü hürriyet, kolay insanların omzunda taşınacak bir emanet değildir.
Bugün geldiğimiz noktayı anlamak isteyen herkes, önce nereden geldiğimizi hatırlamalıdır. Bizim kökümüzde yokluk vardır; fakat o yokluğun içinde asalet vardır. Kuruluş hikâyemizde imkânsızlık vardır; fakat o imkânsızlığı mazeret değil mücadele sebebi yapan bir karakter vardır.
Hürriyetçi Eğitim Sen, şahısların kurumu değildir.
Bu yapı; kişisel kariyerlerin basamağı, geçici makamların sığınağı ya da dar kadro hesaplarının sahnesi olamaz. Hürriyetçi Eğitim Sen; ilkenin, emeğin, alın terinin, ortak aklın ve hür iradenin kurumsallaşmış adıdır.
Kişiler değerlidir; fakat hiçbir kişi ilkeden büyük değildir. Makamlar önemlidir; fakat hiçbir makam kurumun ahlaki omurgasından üstün değildir. Unvanlar ve görevler değişir; emek, vefa, ilke ve kurucu ruh kalır.
Bizim milliyetçiliğimiz hamaset değil; adalet, emek, liyakat ve sorumluluk ahlakıdır. Türk milletini sevmek, bu milletin çocuklarını yetiştiren öğretmenin hakkını savunmaktan ayrı düşünülemez. Devleti sevmek, kamu düzeninde liyakat ve adalet istemekten ayrı düşünülemez. Cumhuriyet’e bağlılık; eğitimin niteliğini, öğretmenin itibarını ve kamu çalışanının onurunu savunmaktan bağımsız görülemez.
Çünkü eğitim meselesi yalnızca bir meslek grubunun meselesi değildir; milletin geleceğidir. Öğretmen itibarsızlaştırılırsa devletin yarınları zayıflar. Liyakat terk edilirse kurumlar çürür. Adalet susarsa emek sahipsiz kalır. Eğitim çalışanının emeği görülmezse, milletin istikbalini taşıyan omurga incinir.
Bu yüzden bizim mücadelemiz yalnızca sendikal değil; aynı zamanda ahlaki, mesleki ve millî bir mücadeledir. Bir öğretmenin sınıfa huzurla girmesini, bir memurun adalet duygusuyla çalışmasını, bir akademisyenin emeğinin değer görmesini ve idari personelin görünmeyen yükünün fark edilmesini önemsiyoruz.
Elbette her büyük yürüyüş kendi içinde imtihanlardan geçer. Seçimler de bu imtihanlardan biridir. Sandık, ayrışma zemini değil; kurumsal olgunluğun aynasıdır. Demokrasi yalnızca istediğimiz sonuç çıktığında alkışlamak değil, farklı bir irade tecelli ettiğinde de vakarla durabilmektir.
İnsanlar yarışır; fakat kurum yıpratılmamalıdır. Makamlar değişir; kardeşlik hukuku kalmalıdır. Kazanmak kibir, kaybetmek kırgınlık sebebi olmamalıdır. Asıl mesele, seçimden sonra aynı çatı altında birbirimizin yüzüne bakabilecek olgunluğu gösterebilmektir.
Vefa, bizim için sıradan bir nezaket cümlesi değildir; kurumsal ahlakın omurgasıdır. Bu davaya emek vermiş hiç kimsenin emeği yok sayılamaz. Bir hareketin büyüklüğü, yalnızca güçlü zamanlarında yanında olanları değil, zor zamanlarında yük taşıyanları da hatırlayabilmesiyle ölçülür.
Sözün de bir ahlakı vardır. Sendikacılığın da bir edebi, teşkilat hayatının da bir ölçüsü vardır. Kelime bazen köprü olur, bazen duvar; bazen gönül alır, bazen yara açar. Bu yüzden kurumsal meselelerimizi mecrasını kaybetmiş tartışmalara teslim edemeyiz. Sözü olan kurumsal zeminde konuşmalı, eleştirisi olan ortak akıl masasına getirmeli, itirazı olan teşkilat ahlakının sınırları içinde ifade etmelidir.
Bugün birbirimizle tüketilecek zamanımız yoktur.
Öğretmenin itibarı, okul güvenliği, liyakat ve adalet; mali ve özlük hakları, vergi yükü, ek ders ücretleri, norm kadro mağduriyetleri ve üniversite çalışanlarının sorunları çözüm beklemektedir. Bunların her biri yalnızca bir dosya başlığı değil; binlerce eğitim çalışanının hayatına, ailesine ve geleceğine dokunan gerçek meselelerdir.
Biz içe kapanacak bir hareket değiliz. Biz yalnızca tepki veren değil, teklif sunan; yalnızca itiraz eden değil, çözüm üreten; yalnızca meydanda konuşan değil, masaya dosya koyan bir sendikayız. Eğitim çalışanının derdini Türkiye’nin gündemine taşıma iddiasındayız. Bu iddianın gereği; daha çok çalışmak, daha çok sahaya inmek, daha çok okula, üniversiteye, kuruma ve gönle ulaşmaktır.
Bundan sonra bize düşen, "ben" anlayışını terk edip "biz" şuurunu büyütmektir.
Çünkü "ben" diyenler makam arar; "biz" diyenler emek verir. "Ben" diyenler kırgınlığı büyütür; "biz" diyenler kardeşliği onarır. "Ben" diyenler bugünün hesabını yapar; "biz" diyenler yarının tarihini yazar. Büyük hareketler, küçük hesaplarla değil; ortak akılla, ortak emekle ve ortak ülküyle büyür.
Şimdi vakit; kırgınlıkları değil kardeşliği, makamları değil emaneti, şahısları değil ilkeleri, geçmiş tartışmaları değil geleceğin büyük hedeflerini konuşma vaktidir. Kuruluşun ilk günündeki saf inancı bugünün kurumsal aklıyla buluşturma vaktidir.
Biz bu yola yalnızca bir sendika kurmak için çıkmadık. Eğitim çalışanının onurunu ayağa kaldırmak, emeği sahipsiz bırakmamak, hür düşünceyi ve bağımsız iradeyi sendikal hayatın merkezine yerleştirmek için çıktık.
İlk günkü inançla, daha büyük bir akılla, daha derin bir vefayla ve daha güçlü bir kurumsal iradeyle yolumuza devam ediyoruz.
Çünkü biz birlikte güçlüyüz.
Birlikte anlamlıyız.
Birlikte geleceğiz.
Biz birlikte Hürriyetiz.
Hürriyetçi Eğitim Sen Manisa olarak, orman yangınları kapsamında eğitim çalışanlarına yönelik görevlendirme süreçlerini yaklaşık bir yıldır yakından takip ediyoruz ve konuya dair mücadele veriyoruz.İlimizdeki başı sendikalar konu üzerinde bazı kazanımlar elde edildikten sonra sürece dair açıklama yapma ihtiyacı hissetmisler kendilerini tebrik ediyorum 😊 bir sene kadar geçti ama olsun 😊
Cumhuriyet Kadını
Duruşu, Tavrı, Her Anlamda Gelişi, Gidişi, Oturuşu ve Gülümsemesi İle Asildir.
Cumhuriyet Kadını Dinini Bilir Ancak Çarşaf Giymez..
Aman be Pratisyen Biliyoruz !!
Ve Cumhuriyet Kadını Moderndir, Ancak İç Çamaşırı Hizasında Mini Etek ya da İç Çamaşırı Görüntüsünde Üst Kıyafet de Giymez.
Orasını Burasını TEŞHİR etmez.
Tanırsınız Beni Özgürlükçü, Hümanist ve Her daim Kadından, Öğretmenden Yanayımdır.
Ancak Edebini Bilen, Fesat, Kıskanç Ve Ahlaksız Olmayan Kadından Yanayım.
Bi Kendinize Gelin Yahu.
Evet Vucut Sizin O Halde Sokakta Değil, Evinde Soyun !!!
Çünkü Bu Gözler de Toplumun...
Kimseyi Ne Çarşafınla Ne Düzeysiz Çıplaklığınla Rahatsız Edemezsin.
Toplumsal Tepki İle Karşılaştığında da Yakışmadığın Cumhuriyete Sarılıp, Biz Gerçek Türk Kadını Çizgisinde Hareket Eden Şerefli, Asil, Bilge, Atatürkçü Kadınları Zan Altında Bırakamazsın.
#NeMutluTürkümDiyene ve
#AntOlsunHürriyete
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@oguzidug@lidyadakilodos@denizinpianosu@nilgunkara@zehraalkis@Ozlemce10_@Aylincan984@AyseBarlakk@SumruKirpat@TersLaleli@semaydin_25@SELAHATTNGURSES@senel_abit@lebis452@DCicek17031@DilsadCcicek@Hulya_4326@KarakayaHly@DtanselT62866@yazici50@Cennet_FC20@Elif_svs 🌻🧿🇹🇷
Mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin Ankara’da haklarını aramak için açlık grevi yapmak zorunda bırakılması devlet yöneticilerimiz için utanç vercidir.
Mağduriyetlerinin giderilmesi, haklarının teslim edilmesi ve insanca yaşam taleplerinin karşılanması için gerekli adımların atılması gerekirken, kolluk kuvvetleri marifetiyle baskı altına alınmaya çalışılmaları kabul edilemez.
Sorunları dile getirenleri susturmak değil, taleplerini dinlemek ve adil çözümler üretmek hukuk devletinin gereğidir. Öğretmenlerin sesi duyulmalı, yaşanan mağduriyetler bir an önce giderilmelidir.
Atanamayan ve Özel Okul Öğretmenlerinin Ne İstediğini Bu Ülkede Sağır Sultanlar Duydu Anladı da...
Dertlerini bir tek @tcmeb e duyuramadılar, Sayın Bakan @Yusuf__Tekin'e ulaşamadılar.
Ben de Çapımca Onların Haklı Taleplerine Ses Olmak İstiyorum...
Bu Ülkede Eğitimlerinin Karşığılı İnsanca Yaşamak Onların da Hakkı...
Onları bu kadar yalnız bırakan ÖĞRETMEN CAMİASI ve TÜM SENDİKALARA Yazıklar Olsun.
Mülakat Mağduru Atanamayan ve Özel Okul Öğretmenleri Diyorlar ki;
1. Öğretmen atamalarında mülakat kaldırılmalı, liyakat ve KPSS puanı esas alınmalıdır.
2. Mülakat mağduru öğretmenlerin hak kaybı telafi edilmeli, ek atama yapılmalıdır.
3. Özel okul öğretmenleri 657’ye tabi kadrolu öğretmenlerle eşit haklara kavuşturulmalı, taban maaş denetimi etkin hale getirilmelidir.
Eğitim, pazarlık konusu yapılamayacak kadar kutsaldır. Öğretmeni yok sayan bir sistemin geleceği inşa etmesi mümkün değildir. Yetkilileri Anayasa’ya ve hukuka uymaya, bu haksızlığa son vermeye davet ediyoruz.
Hak, hukuk, adalet.
#mulakatmağduruoğretmenler #atanamayanoğretmenler #özelokuloğretmenleri #oğretmen
@tcmeb@Yusuf__Tekin@leventkuruoglu@kademozbay_@_aliyalcin_@TalipGeylan06@alper_ogretici
Günlerdir kamuoyunu yeterince meşgul bile edemeyen mülakat mağduru öğretmenler ile özel okul öğretmenlerinin eylemlerine dair… Birkaç sendika hariç herkes üç maymunu oynuyor.
Arkadaşlar bu çocuklar bizim çocuklarımız değil mi? Bu insanlar öğretmen değil mi? Bu insanlar dağdan inen TERÖRİST Olmadıkları için mi iş imkânı, sigorta sağlanacak açılım anlaşmaları yapılamıyor ?
Mecliste bu insanlarla ilgili görüşmeler planlanıp kuvvetli sendikaların başkanları bu fikirleri de AYAKTA ALKIŞLAYAMAZ mı?
"Öğretmen için varım" diyen, "yetkiliyim şu kadar ��yem var" diyen sapsarı sendika bu insanları SATMAYACAĞI bir masaya oturamaz mı?
"Öğretmenler için yutkunmayan haykıranların" sesini duyamıyoruz?
Karşımızdaki grup öğretmen yahu..
Şimdi bunlar için konuşmazsak ne zaman "öğretmen için konuştuk, onların haklarını savunduk" diyeceğiz.
Kıymetli dostlar, değerli meslektaşlarım, vakit öğretmenin yanında durma vaktidir. Bu gençlerin, genç öğretmenlerimizin sesine ses olmalıyız.
Eğitim fakültelerinde yıllarca emek verip KPSS'de başarı gösteren, mülakatla elenen öğretmenler ile yıllardır özel okullarda güvencesiz, düşük ücretle, fazla mesaiye mahkûm edilen meslektaşlarımızın yaşadığı mağduriyet artık tolere edilemez boyuttadır.
Anayasa m.10 eşitlik ilkesi ve m.70 kamu hizmetlerine girme hakkı açıkça ihlal edilmektedir. Objektif, ölçülebilir kriterlerle seçilen adaylar, sübjektif mülakat puanlarıyla saf dışı bırakılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin e.2014/144, k.2016/44 sayılı kararında da belirtildiği üzere; “kamu hizmetine alınmalarda objektiflik ve liyakat esastır”.
Mülakat, bu ilkeyi zedeleyen, keyfiliğe kapı aralayan bir uygulamaya dönüşmüştür.
Binlerce öğretmen “puanım yetti ama mülakatta elendim” diyerek hak gaspına uğramaktadır. Bu durum idarenin takdir yetkisinin sınırlarını aşan, denetlenemeyen bir uygulamadır.
4857 sayılı iş kanunu ve 5580 sayılı özel öğretim kurumları kanunu’na rağmen özel okul öğretmenleri taban maaşın altında ücretle, sigortasız çalışma tehdidiyle, mesai kavramı olmadan çalıştırılmaktadır.
5580/9. Madde “öğretmenlerin taban ücretin altında ücret alamayacağını” hükme bağlamasına karşın denetim yetersizdir.
Öğretmenlik meslek kanunu kapsamı dışında bırakılan bu meslektaşlarımız, “kadro” adı verilen anayasal güvenceden mahrum bırakılmaktadır.
Bu, anayasa m.50 “dinlenme hakkı” ve m.55 “adil ücret” hükümlerine aykırıdır.
Bu bilgiler ışığında, bunları bile bile hala susacak mısınız?
Onların haklı taleplerinin yanında olmak lazım. Gelecek kaygısıyla onların solukluğunu parlatmamız lazım.
#mulakatmağduruoğretmenler #atanamayanoğretmenler #özelokuloğretmenleri #oğretmen
@tcmeb @Yusuf__Tekin
@leventkuruoglu @kademozbay_ @_aliyalcin_ @TalipGeylan06 @alper_ogretici
2026 Yılı Öğretmenlerin Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu yayımlanmıştır.
Ancak 8 Mayıs 2023 atamasıyla atanıp 1 Eylül 2023 tarihinde göreve başlayan öğretmenlerin kapsam dışında bırakılması kabul edilemez.
Sayın @Yusuf__Tekin bu sefer sorun krize dönüşmeden çözülmelidir. Acilen çözüme yönelik adımlar atmanızı bekliyoruz.
Dün başlamıştık şimdi devam edelim.Siz İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün kıymetli teftiş birimi. Kişi sizden değilse hemen soruşturmanın selahiyeti için TEDBİR uyguluyorsunuz ve görev yerini değiştiriyorsunuz. Ama kişi sizdense hemen uyguladığınız TEDBİR kararını aynı gün kaldırıyorsunuz. Yada İlçe Müdürü hemen harekete geçiyor....
Sayın Bakanımız @Yusuf__Tekin
bey dün okullarımızı ziyaretin de eğilerek bir kız çocuğumuzun ayakkabısını bağladı.Ya siz ne yaptınız? SÜRGÜN...
Okullarda mobbinge uğrayan on binlerce Irmak öğretmen adına sormaya devam ediyoruz.
1. Tüm bu deliller kendilerine sunulmuş olmasına rağmen;
Edep dışı söylemleri normal karşılayan, müdür yardımcısını baskı altına alarak istifaya zorlayan, olmayınca baskıyı arttırarak sahte tutanaklar düzenleten, özel eğitim öğrencisi hakkında "keş" diyen, bu okul müdürünün cezası il disiplin kurulunda kaldırılmış mıdır? İlçe milli müdürüne alenen ortada olan bu kumpası durdurun, müdürü korumayın denildiğinde, “Müdür işi üstten halletti” demiş midir? Üst olarak gördüğü kişiler bir sendikanın üst düzey yöneticileri midir?
Müfettişin soruşturmanın selameti için yerini değiştirdiği Müdür için kararnamesinin iptal edilip *kendi okulunda devam etmesi uygundur* derken diğer yandan *Mağdur rehber öğretmenin* kumpasa uğradığı ayan beyan ortadayken, kadrosunun bulunduğu okul, kadrosunun bulunduğu ilçe milli eğitim müdürlüğü ve Yenişehirde boş kadrosu bulunan bir okul idaresi görevlendirme için olur vermişken, en azından mağduriyetini bir nebze giderecek geçici görevlendirmesini ONAYLAMAMA sebebiniz öğretmenin ilgili sendikalı olmaması mıdır?
2. İlgili müdürün müfettişin talebine rağmen yer değişikliğinin iptal edilmesinde, soruşturma ortasında apar topar bir sendikaya üye olmasının rolü olmuş mudur? Bu sendika ve ilçe milli eğitim müdürlüğü zorla sahte tutanak tutturulan müdür yardımcısı üzerinde baskı kurarak ilçe milli eğitimde yaptıkları görüşme sonunda mağdur rehber öğretmen aleyhinde ek ifade vermesi sağlanmış mıdır? İlgili müdür yardımcısı kendisini malum sendika ve ilçe milli eğitim müdürlüğünün yönlendirdiğini ifade etmiş midir?
3. Soruşturmanın selametle yürümesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan ilçe milli müdürlüğü mağdur öğretmenin verdiği şikayet dilekçelerini okul müdürüyle ve 3. Şahıslarla paylaşmış mıdır? İlçe milli eğitim müdürlüğü bu şekilde soruşturmada taraf olarak öğretmene kurulan kumpasa zemin hazırlamış olmamış mıdır? İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünü belli bir sendikanın arka bahçesi haline getirenlere hesap sorulacak mıdır?
4. Mobbing yaptığı soruşturma raporunda subut bulan ve sahte evrak duzenletip, serhli evrakları gizleyerek soruşturmayı baştan aşağı sakatlayan bu müdür halen bir okulda müdürlük yapmakta mıdır?
5. Tüm bu delillere rağmen çözümünüz ahlak dışı söylemlere maruz kalan, mobbinge uğradığı için sesini çıkaran mağdur öğretmenleri başka ilçeye sürgün ederek sindirmek midir?
6. Bu müdürleri korumamaniz, mobbinge uğrayan onbinlerce öğretmene sahip çıkmamız için daha kaç IRMAK ÖĞRETMEN feda edilecektir?
@leventkuruoglu@Yusuf__Tekin@_erol_usta@tcmeb@tcbestepe@BursaValiligi@bursailmem16@GurhanCokgezer@OmerOzyavuz06@oguzidug@seyfikarsli@HurEgitimSen@hilmitaner@yavuzbaydar4
Sendikamız Hürriyetçi Eğitim Sen 2.dönem içinde bu eylem kararını 22 Mayısta aldı.
Eğitim Birsen ise 15 Haziranda bu kararı ALMAK ZORUNDA KALDI.
Öğretmenlere Gerçekleri Söylemeye Devam Edeceğiz.
Onları Kandırmayacağız, Onları Kullanmayacağız, Onları Siyasetin Kucağına İtmeyeceğiz.
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@oguzsengel@oguzidug
Ne Denir Bilmiyorum... Ahh Öğretmenim Ahhh
Ahh Genç Öğretmen Arkadaşlarım Ahh
Ben sizlerin neyin ne olduğunu bildiğinizi ama bazı şeylere mecbur kaldığınızı da biliyorum.
Sabredin... Adaylığınız Kalktığında Bir Çift Sözünüz Olsun.
Allah Rahmet Etsin Irmak Öğretmenim Seni... Hakkını Helal Et... Haberimiz Olmadı Halinden...
Olsaydı Bu gün Tabutunu Omuzlayan Hürriyetçi Başkanlar, Ardında Durur, Senin İçin Ülkeyi Ayağa Kaldırırdı...
Mekanin Cennet Olsun
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@oguzsengel@adnansarisayin