Bir şey olduğunda ‘oh oldu, ben oldum’ değil. Bir şey olmadığında da her şey bitmiş değil. Yapacak tek bir şey var diyor Heidegger, yeniden keşfetmeye devam etmeliyim.
Biri konuşurken -konuşma sırasının kendisine gelmesini beklerken “dinliyormuş gibi” yapmak yerine- karşısındaki bireyi, gerçekten dinleyen kaç kişi kaldı hayatlarımızda?
İnsan kendindeki açmazlara ve sıkışmışlığa rağmen yaşayabilen bir canlı nihayetinde. Endişe,korku,hüzün ve olumsuzluğa rağmen yürüyor. Aslında bunu becerebilmek için donatılmış içsel kaynaklara sahip fark etmese de. En ihtiyacı olan; senaryolarda“mağdur”rolünü reddetmek belki de.
Her ne olursa olsun kendin olmak için asla geç değildir. Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bu işin bir kuralı yoktur.
The Curious Case of Benjamin Button (2008)
Kendimize bir amaç edinip ona tutunup gitmeyi sağlıksız ve hatta samimiyetsiz buluyorum. Önce amaçsız da varolabilmeyi bir hak olarak özümseyip sonra değişmelerine de izin verdiğimiz amaçlar edinebilmek daha özgür, hayatın hakkını daha bir veren bir duruş gibi sanki.
"acı çekerek insan birçok şey öğrenebilir" der Pavese. sonra can alıcı bir şekilde devam eder, "ne yazık ki acı çekmek öğrendiklerimizden yararlanacak gücü bırakmaz bizde."